Fındık ve Çay Yetiştiriciliği

DELİSAVA FINDIĞININ ÖYKÜSÜ  

Rivayet edildiğine göre Evvelden köyde yaşayan Rumlardan SAVA adında biri şahıs yaşarmış bu şahıs uzun boylu oldukça sert mizaçlı deli dolu bir adammış. Bunun için kendisine ''DELİ SAVA'' derlermiş.  Bunun için bu fındığın ismi DELİ SAVA fındığı diye isimlendirilmiştir.Deli Sava fındığının ismi buradan kalmıştır.

 

TRABZON YAĞLI FINDIĞININ ÖYKÜSÜ:

 

Fındık yetiştiriciliği ile ilgili problemlerinizi gidermek maksadıyla bu köşeyi siz fındık yetiştirici Vatandaşlarımız için hazırladık.

FINDIĞIN DİKİLMESİ

Ülkemizde Fındık yetiştiriciliğinin anavatanı olarak bilinmesine rağmen birim alandan alınan verimin düşük olmasının dikimle ilgili nedenlerini araştırdığımızda; tesis edilmiş bahçelerin büyük bir çoğunun dikim aralıklarının çok yakın, dikim derinliğinin çok düşük, dikim çukurlarının yeterli hazırlanmadığı, çok daldan çok fındık alınacağı hesabıyla ocaktaki dal sayısının fazla bırakılması ve gerekli budamanın yapılmadığı ortaya çıkmaktadır.

DİKİM ZAMANI

Fındık fidanlarının dikimleri; ekim ayından itibaren, ilkbaharda bitkilere su yürüyünceye kadar geçen zaman içinde yapılabilirler.

Dikim kışları ılık geçen yerlerde veya sahil kol ile orta kolun alt kısımlarında ekim – kasım aylarında, kışları soğuk ve sert geçen yerde veya orta kolun üst kısımları ile yüksek kolda soğuklar geçtikten sonra şubat-mart aylarında yapılabilir.

Erken dikilen fidanların köklerinde kış boyunca emici kökler meydana gelir. Bu kökler kış boyunca yağan yağmurlarla yumuşayan toprakla temasa geçerek fidanların daha çabuk adapte olmasını sağlar. Bu fidanların yaz sıcaklarına daha iyi dayandığı görülür.

Sonbaharda yapılan dikimlerin bir avantajı da tutmayan fidanların yerine şubat-mart aylarında yenilerinin dikilme imkanının olması böylece yıl kaybı olmadan dikimlerin tamamlanabilmesidir.

DİKİLECEK FİDANLARIN SEÇİLMESİ


Fındık bahçesi tesis ederken dikkat edilecek en önemli şart; dikilecek fidanları seçerek hangi çeşitler olduğunu ve nereden geldiğini bilmektir.

Hangi çeşitlerin olduğu bilinmeden tesis edilen bahçelerin 5-6 yıl sonra ürün verdiklerinde istenmeyen ve birbirlerini tozlayıcı çeşitlerin olması durumunda yapılan emek ve masrafların boşa gitmesine neden olacaktır.

Dikilecek fidanların; gövdeleri düzgün, 0,5 – 1,5 cm arası kalınlıkta, 70 – 100 cm boylarında ve göz sayısının yeterli(en az 3-4), 1-2 yaşında, bol ve bağımsız köklü olması gerekmektedir.

Bahçe tesis edilirken her 10 ocakta bir ana çeşidimize uygun tozlayıcı çeşit dikilmelidir. Çünkü her ana çeşidin tozlanmış dişi çiçeğinin meyveye dönüşüm oranı tozlayıcı fındığın çeşidine göre değişmektedir.
Aşağıdaki tablodan her bir ana çeşide uygun tozlayıcılar verilmiştir.
Ana çeşitler Tozlayıcı (baba) çeşitler
Tombul (yağlı fındık, Giresun yağlısı)Palaz, sivri, kalınkara, çakıldak, ince kara, yabani tombul, yabani palaz, yabani sivri. Palaz Yabani sivri, yabani tombul, tombul, mincane, incekara Çakıldak (deli sava, gök fındık) Tombul, palaz, incekara, yabani sivri, mincane
Foşa (yomra, boyhane) Tombul, palaz, mincane, uzunmusa Mincane (sarı yağlı, sıra fındık, zango) Tombul, palaz, foşa  Karafındık (kara yağlı) Tombul, mincane,palaz, foşa Sivri Tombul, palaz, incekara, foşa
Kalınkara (Giresun karası) Çakıldak, palaz, sivri Uzunmusa (oskara yağlısı, enişte fındığı) Palaz, mincane, foşa


FİDANLARIN SÖKÜMÜ, DİKİMİ VE  BUDAMASI

Fidanlar yapraklarının çoğunu döktüğünde söküme başlanır. Sökerken dikkat edilecek en önemli husus köklerin zedelenmemesi ve tomurcukların dökülmemesidir. Bu nedenle sökülecek fidanların etrafı kazılıp çıkarılmalı, elle çekip asılınarak çekilirse kökler kopup tomurcuklar kopabilir.

Fidanların köklerinin 15-20 cm civarında ve üzerlerinde 3-4 göz olması gerekmektedir. Sökülen fidanların köklerinin kurumaması için sulanmalı veya uzun süre kalacaksa hendeğe gömülmelidir.

Fidanlar dikilirken 3-4 göz üzerinden 70-80 cm uzunluğunda yatay olarak kesilirler.


DİKİM ARALIKLARI


Fındık fidanlarının ocak veya tek tek dikilmelerine göre fidanlar arası mesafeler farklı bırakılmalıdır. Bahçenin veriminde en önemli faktör olan, ocaklar arası ve dallar arası mesafeye üreticilerin pek uymadığı, bahçelerin sık dikilmesi ile tahmin ettikleri gibi bol değil daha az ürün elde etmektedirler.

Gerek ocaklar arası mesafenin yetersiz, gerekse ocaktaki dalın fazla olması sonucu; birbirlerinin güneş almalarını engelledikleri için, dallar dikine büyür ve zayıf taç geliştirirler. Zayıf taçlı dalların fındık oluşacak sürgünleri de yetersiz gelişecek dolayısıyla verim düşecektir. Sık bahçelerde budama, ilaçlama, gübreleme ve hasat zorlaşacak verilen işgücü artacaktır.

Ocaklar arası mesafe tespiti yapılırken; toprağın yapısı, verimliliği, arazinin meyli, dikilecek çeşidin cinsi ve bahçenin rakımı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle dikimden önce etraftaki bahçeler gezilerek o bölgedeki dalların gelişmesi oluşturduğu taç izdüşüm ortalaması ölçülerek tespit edilir. Düz arazide bir ocağın alanı 25-35 m² civarındadır.

I. DÜZ VE HAFİF MEYİLLİ ARAZİLERDE DİKİM ŞEKLİ

Düz arazilerde fındık bahçeleri ocak şeklinde dikim yapılarak tesis edilebileceği gibi, tek dal şeklinde de dikim yapılabilir.

A- OCAK ŞEKLİDE DİKİM

Ocak şeklinde dikim, dörtgen ve üçgen şeklinde dikim olarak ikiye ayrılmaktadır.

1- Üçgen dikim: Bu şekilde dikimde taç ve kök gelişiminin iyi olduğu görülmektedir. Bu dikimde sıra üzeri mesafe yukarıda belirtilen faktörler dikkate alınarak ortalama 5 m, sıralar arası mesafede 4 m olarak alınabilir. Bunun için düz bir çizgi üzerinde 5’er m mesafelerle ocak yeri işaretlenir, her ocak yeri arasından dik olarak 4 m mesafe ilerisine de diğer sıra ocaklarının yerleri işaretlenir. Bu işlem bahçe alanı boyunca devam ettirilir. Dörtgen dikime göre aynı alana daha fazla ocak dikilebilen bu dikime, sac ayağı dikimi veya çapraz dikim de denilmektedir. Bir ocağın ortalama izdüşüm alanı 20 m² dir.
2- Dörtgen dikim: Bu dikim şeklinde sıra üzeri ve sıra arası mesafe aynı veya birbirine çok yakındır. Üçgen dikimde ocak yerleri birbirlerinin çaprazına geldiği için sıralar arası mesafe sıra üzerinden daha kısa olmasına rağmen bu dikim şeklinde yan yana sıraların ocakları aynı çizgi üzerinde olduğu için sıralar arası mesafe daha fazla tutulmalıdır. Bu nedenle aynı alana daha az ocak dikilebilmekte olduğu için pek tercih edilmemekte fakat tarımsal mekanizasyon aletlerinin (traktöre monte çapa ve pülverizatör v.b) kullanımına daha uygudur. Bir ocağın ortalama izdüşüm alanı 25 m² dir.

B- DAL ŞEKLİNDE DİKİM

Dikilen fidandan tek dal oluşumuna izin verilir, ve verimden düşmesine yakın dip sürgününden yeni bir dal oluşturulunca eskisi kesilir. Ülkemizde pek tercih edilmeyen fakat, meyli yüksek alanlarda daha uygun bu dikim şeklinde sıra üzeri ve arası mesafe 2-2,5m olarak bırakılır. Üçgen veya dörtgen şekilde dikimi yapılabilen tek dal sisteminde bir dalın izdüşümü 5-6 m² olarak hesaplanır.

C-ÇİT ŞEKLİNDE DİKİM

Tek fidandan budama yöntemleri ile çift sürgün oluşturularak yapılır. Diğer tüm işlemleri Tek dal dikimiyle aynıdır. Ocak dikimine göre verimi daha yüksektir.


II. MEYİLLİ ARAZİLERDE DİKİM ŞEKLİ


Meyilli arazilerde de düz arazilerdeki dikim şekilleri uygulanır. Ancak meyil arttıkça dal izdüşüm mesafesi yani sıralar arası mesafe de artmaktadır.

Ocak veya tek dal şeklinde yapılan dikimler, teras veya açılan ceplere yapılmaktadır.

A- TERASLARA OCAK DİKİMİ: Teraslara yapılacak dikimler için; 3,5-4m genişliğinde açılan teraslara ocak dikimleri yukarıda belirtildiği gibi üçgen veya dörtgen şeklinde yapılır.

B- TERASLARA TEK DAL DİKİMİ:
Meyilli arazilerde ocak sistemindeki 3,5-4m teras açmaya göre daha avantajlı olan bu dikim şeklinde 1,5x1,5 m veya 1,5x2 m ebatlarında açılan teraslara tek dal dikimi yapılmaktadır.

C- CEP DİKİM SİSTEMİ: Meyilli arazide toprak üst kısımdan başlanarak 2,5-3,5 m çaplarında bir alanı düzleyerek oluşturulan ceplere; ocak olarak dikim yapılacaksa 1-2m çapında, tek dal olarak dikim yapılacaksa 0,5-1m çapında ve 40-60 cm derinliğinde açılan fidan dikim çukurları açılır.

D- ÇİT ŞEKLİNDE DİKİM: Geleneksel ocak dikim sistemi yerine Fındık Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilen Meyilli arazilerde ocak sistemine göre daha avantajlı olan bu dikim şeklinde 1,5x1,5 m veya 1,5x2 m ebatlarında açılan teraslara tek dal dikimi gibi tek fidan dikimi yapılır. Bu fidana 4 yıl boyunca bir çok budama yapılır ve sonunda tek gövde üzerinde iki dal oluşturularak geniş bir taç olumu sağlanır. Bu dikim şekliyle birim alandan en fazla verim alınmaktadır.

FİDAN ÇUKURLARININ HAZIRLANMASI VE DİKİM

Tesis edilecek bahçede dikim ocak usulü yapılacak ise; işaretlenen yerlere 1,5m çapında ve 50-70 cm derinliğinde, tek dal veya çit usulü dikimde ise 60-70cm çapında 40-50cm derinliğinde çukurlar açılır. Fidan dikimi yapılacak bu çukurlar kazılırken üst tabakadaki verimli toprak bir tarafa, alttan çıkan toprak diğer tarafa yığılır. Eğer buradan çıkan topraklar iyi değil yani taşlı ise çevreden verimli toprak getirilir. Çukurların dikimden 10-20 gün önce açılıp toprağın havalanıp dinlenmesi sağlanmalıdır.

Ocak dikiminde; Çukurların dibi 10-15cm kazılarak yumuşatıldıktan sonra gübre karışımlı üst tabakanın toprağından çukura fidanın dikileceği 4 yere atılır, ocak başına 15-20 kg yanmış ahır güresi ile tahlil sonucunda önerilen miktardaki fosforlu ve potaslı gübre toprağa karıştırılarak fidanlar dikilir. Her ocağa dikilecek 4 fidan çukur kenarından 15-20 cm içerden kuzey, güney, doğu, batı yönlerinde dikilmelidir.

Tek dal ve çit dikiminde ise; Çukurların dibi 10-15cm kazılarak yumuşatıldıktan sonra gübre karışımlı üst tabakanın toprağından çukura fidanın dikileceği yere atılır, her bir fidan başına 5-10 kg yanmış ahır güresi ile tahlil sonucunda önerilen miktardaki fosforlu ve potaslı gübre toprağa karıştırılarak fidanlar dikilir.

Her türlü dikim için geçerli olan diğer işlemleri ise şöyle sıralayabiliriz.

Kök çevresine konulan üst tabaka toprağının elle bastırılarak kök çevresinde hava kalması ve nem kaybı önlenmelidir. Daha sonra gübre karışımlı alt tabaka toprağı üste koyulur fakat bastırılmaz. Dikimde dikkat edilecek diğer bir nokta ise fidanların sökülmelerinden önce nereye kadar toprağa gömülü iseler oraya kadar (yani kök boğazlarına kadar) toprağa gömülmeleridir daha sonra toprağın kabarıklığı gideceğinden ilk etapta 3-5cm toprak seviyesi yüksekte olabilir. Ayrıca dikilen fidanlara can suyu (fidanların köklerinin ve toprağı ıslatacak) verilmesi de unutulmamalıdır.


BUDAMA

Budamanın Önemi:
Fındık üreticileri tarafından atlama, ayıklama ve seyreltme olarak ifade edilen budama fındık tarımında yapılacak işlerin başında gelir.

Halk tipi bahçelerde gübreleme ve ilaçlama gibi kültürel uygulamalara önem verildiği halde budamaya gereken önem verilememiştir. Bunun nedeni fazla daldan fazla verimin elde edileceği yada budamanın diğer uygulamalar gibi öneminin bilinememesindendir. Budamanın önemli bir eksiklik olduğunu bilen çiftçi, uygulanması kolay ve masrafı az olan bu uygulamayı yaptığında ürününün daha da arttığını görecektir.

Budama: Fındık ocaklarını meyveye yatırma veya meyve verimini artırma gayesi ile ocaklara uygun bir şekil kazandırarak, dalları kısaltma veya kesme işlemleridir. Başka bir ifade ile; fidana, dala uygun bir şekil vererek erken meyve vermesini sağlamak, toprak altı ve toprak üstü organlar arasındaki dengeyi kurarak uzun yıllar bol ve düzenli verim elde etmek, yaşlanarak verimden düşen dalları yenilemek, ana dallar üzerindeki yan dalları ve dalcıkları gençleştirme amacı ile kesme ve eğme işlemleridir.

Dikimde fidanlara şekil kazandırılması ile başlayan budama, ocak içersindeki sık dalların ve dallar üzerindeki şekilsiz dalcıkların kesilerek seyreltilmesi, yada sık dikilmiş ocakların bahçe içersinden çıkarılarak ocak aralarının belli bir mesafede tutulması ile mahsül dallarının sağlıklı kalmasına, verimin artırılmasına ve ekonomik ömrün uzatılmasına olumlu sonuçlar sağlayan önemli bir kültürel uygulamadır.

Fındık üretimi yapılan Karadeniz kıyı bölgesinde; ılıman, nemli deniz iklimi hakimdir. Bu nedenle nem oranının yüksek olması toprak ve hava nemini artırdığından bitkiler daha fazla dala, sürgüne ve yeşil aksama kaçarak gereğinden fazla büyüme gösterirler. Buna karşılık bitkilerin, meyve gözü (karanfil, çotanak) ve meyve verimi eğilimi düşük olmaktadır. Böylelikle bölgede yetişen fındık bitkilerine seyreltme (şekil) ve verim budamaları uygulayarak yeteri kadar güneş ve hava almaları sağlanarak fazla miktarda meyve gözü teşekkülü ile meyve kaliteleri de yükseltilmiş olur.
Fındık bahçelerinde koşullara uygun iyi bir budama ile aşağıdaki faydalar sağlanır.
1.Başlangıçta dikimden itibaren planlanmış bir budama ile ocaklardaki yeni fidanlara istenilen şekil kazandırılmış ve bu şekil muhafaza edilmiş olunur.

2.Mahsül dalları üzerinde her yıl çok sayıda göze (tomurcuğa) sahip sürgünler oluşturularak bol ve kaliteli ürün alınır.

3.Gereğinden fazla boya kaçan ve cılız büyüyen genç dallara uç vurması yapılarak çok sayıda meyve göz ve dalcıkları oluşturulması ile bol ve kaliteli meyve vermeleri sağlanır.

4.Aşırı büyüme gösteren dalların birbirine girmeleri ve gölge yapmaları önlenerek hem güneş almaları sağlanmış hem de bakım, ilaçlama ve hasat işlemleri daha kolay yapılır.

5.Hastalıklı, yaşlı ve kurumuş dallar ile ocak içlerine yönelen dal ve dalcıklar çıkarılarak ocaklara istenilen şekilde yayvan bir taçlanma kazandırılır.

6.Ocaklar arası mesafenin en az 4,5 m en fazla 6 m olmasını sağlamak için gerektiğinde ocakların çıkartılması ve ocaktaki ana dal sayısının 4-6 indirilmesi ile havalanma, güneşlenme ve bitki besin maddelerinden en iyi bir şekilde istifade etmesi sağlanmış olur.

7.Köklerin sürgün verme temayülü fazla olduğundan her yıl kök içlerindeki sürgün ve filizleri temizleyerek kök bölgesindeki besin maddelerinin sömürülmesi önlenmiş olur.

8.Bahçe içersinde bulunan birçok yabancı ağaçlar çıkarılarak ocakların zayıf ve cılız gelişmeleri ile gölgelenmeden dolayı meydana gelecek verim düşmesi önlenmiş olur.
Budama Zamanı
Fındıkta budama iki zamanda yapılır.

Sonbahar-Kış Budaması (Esas budama): Fındık bitkisinde su hareketinin yavaşladığı, yaprakların büyük oranda döküldüğü, vejetasyonun (bitkinin büyüme ve gelişme devresinin) durduğu, yedek besin depolama işinin tamamlandığı ve dinlenme dönemine girdiği devrede budamaya başlanmalıdır. Bu dönem ise sonbaharda ekim ayının ikinci yarısında başlar kasım ve aralık aylarına kadar devam edebilir. Bu dönemler fındığın en iyi budama zamanı olup ocaklar içersindeki istenmeyen dal ve dalcıklar bu zaman dilimi içinde ayıklanmalıdır.

İlkbahar Budaması (Yeşil budama): Bu budama sonbahar budamasını tamamlayıcı niteliktedir. Kış içinde kırılmış şekli bozulmuş dallar ile ilkbaharda yaprakların açması ile beraber mart, nisan ve mayıs aylarında ocak diplerinden çıkan ve obur gelişen sürgünler kesilerek temizlenmelidir.

Budamada Teknik Kaideler

Bahçe atlama, ayıklama veya budama işlerine üreticiler tarafından gerekli özen gösterilmemektedir. Dal ve sürgünler bilinçsiz, yerden yüksekte kesilmekte kök yada tırnak bırakılmaktadır. Bazı dallarda yarıklar oluşmakta bazılarında yaralar açılmakta ve sürgünler zedelenmektedir. Bitkinin sağlıklı kalmasını, verimin kaliteli ve yüksek olmasını arzu ediyorsak budamanın kaide ve kurallarına dikkat ederek ayıklama yapılmalıdır.

Bitkiler budamada; kesilmeye ve yaralanmaya karşı değişik tepkiler gösterirler. Budanan bitki, kesilmiş yerlerinden özsuyu veya reçine çıkararak kuruma eğilimine girerler. İşte bitkiler, kesilip yaralanma etkisine karşın tepki göstererek kesilmiş yaralı bölgeyi korumaya çalışırlar. Bu tepki ile beraber korunan bitki, iyileşme sürecine girer. İyileşmenin başlamasından tamamlanmasına kadar belli bir süre geçecektir. İyileşme süreci yaranın kapanmasından çok sonra başlar ve bunun için bitki önemli miktarda enerji harcar. Bitki doğal olarak normal gelişmesine harcayacağı bu enerjiyi yaranın iyileşmesine harcayacaktır. İyi ve temiz kesimle bitki gelişmesindeki bu fizyolojik olumsuzluklar en aza indirilmiş olur. Temiz kesilmiş bölge kesimden hemen sonra iyileşmeye başlar aynı zamanda da hastalık, mantari etmenler ve hava koşullarından gelebilecek zararları da azaltmış olur. Bu nedenle usule uygun iyi ve temiz bir kesimle, budamadan istenen faydaya en kısa zamanda ulaşılmasına yardımcı olur.

Pürüzlü ve rast gele budama yapılmış bitkilerin, aynı şartlarda temiz kesim yapılmışlara nazaran daha az büyüdükleri gözlenmiş, meyve verimlerinde azalma veya gecikmeler görülmüştür. Ticari amaçlı yetiştiricilikte kaidelere uygun iyi ve temiz budama, meyve kalitesini artıran önemli uygulama olduğu görülmektedir.

Yukarıdaki teknik bilgiler ışığında fındık bahçelerinde budama esnasında aşağıdaki hususlara dikkat etmek gerekir.

Ocaklardaki ana dalların kesimi : Ocak içinden çıkarılması gereken ana dalın kesimi işleminde dal toprak yüzeyinden itibaren testere ile düzgün bir şekilde kesilmelidir. Diğer mahsül dallarının yaralanmamasına dikkat edilmelidir. Ağır dalların kesimi esnasında yara yüzeyinde çatlaklık oluşmaması için dalın yarı belinden, önce alt kısmından biraz, sonra da üst kısmından keserek dalın önemli ağırlığı atılmış olur. Kalan diğer kısım ise dipten itibaren kolayca kesilebilir. Bu şekilde tekniğe uygun kesimle ocak içlerinde istenmeyen kök ve tırnaklar bırakılmayarak temizlenmiş olur.

Ana dal üzerindeki yan (tali) dalların kesimi : Ocak içinde ana dallar üzerinde birbirlerine girmiş şekilsiz büyüyen dalcıklar ana dalla birleştiği yerden tırnak bırakmadan düzgün bir şekilde kesilmelidir. Eğer bileşim yerinin üzerinde yüksekten tırnak bırakılarak kesim yapılacak olursa tırnak yeri bitki özsu hareketi akım yollarından uzakta kalacağından bitki enerji ve kuvvet israfına uğrar. Bu şekilde yara yeri kapanmaz ve tırnak kuruyarak çürüklük sağlam dal kısımlarına geçerek zararlıların ve hastalık etmenlerinin bulaşmasına neden olur. Dalcıkların budanmasında, kalın dalları testere ile ince dalcıkları budama makası ile kesmek daha sağlıklı olur.

Sürgün uçlarının kesimi (Uç vurma): sonraki yılların mahsül dalını oluşturmak için bir iki yıllık sürgünlere uç vurması yapılır. Aynı yerden çıkan sürgünlerden zayıf, cılız ve şekilsiz büyüyenler dipten itibaren kesilerek iyi gelişen bir tanesi bırakılır. İyi gelişme gösteren bu sürgünü mahsül dalı oluşturmak için uca yakın, ocağın dışına bakan gözlerden birinin üzerinden tırnak bırakmadan kesilmesi gerekir. Kesim işlemi gözün (tomurcuğun) ters istikametinden yapılmalıdır. Bunun için, yara yüzünün üst kısmı gözün ucuna, alt kısmı gözün dibine gelecek şekilde meyilli olarak kesilmelidir. Tomurcuğun üzerinden daha fazla meyilli veya sıyırma şeklinde kesim yapılırsa hem yara yeri büyütülmüş ve hem de son göz fazla açıkta kalarak kuruma tehlikesine maruz bırakılmış olur. Tomurcuğun yükseğinden uzun kesilerek tırnak bırakılacak olursa, bu tırnak özsu akımından uzak kalacağı için yara kapanmaz ve buradan çürüklük sürgüne geçmiş olur. Budamada bu önemli hususa dikkat ederek sağlıklı bir dalla bol ve kaliteli ürün elde edilmelidir.

Sürgünlerin budanmasında, budama serpeti kullanmak makasa göre daha sağlıklı olur. Dokuları ezmez yaranın daha kolay kapanmasını sağlar. Makasla budamada, sürgünün dışa bakan gözün ters yönünden ve kesme işlemine gözün alt hizasından makası tutarak başlanmalı, bitkinin göz ve dokuları zedelenmeden kesilmelidir.

Ocak diplerinde üç dört yıllık obur gelişen ve boya kaçan genç dalları mahsüle yatırma amacıyla uç vurması yapılmalıdır. Uç vurması yine dışa bakan gözün veya sürgünün hemen üzerinden meyilli olarak kesilmelidir. Tepe vurması yapılmamış sürgün veya genç dallar fazla boya kaçtığından ana gövde de az sayıda sürgün ve göz teşekkülü oluşmakta, cılız ve zayıf büyümektedirler. Tepe vurması ile kısaltma budaması yapılan sürgün veya genç dallar kalınlaşmakta, ana gövdeleri üzerinde daha çok sürgün ve göz teşekkül etmekte, gümrah gelişmekte iyi bir taçlanma yaparak daha erken mahsule yatmaktadırlar.

Yaraların Macunlanması : Budama sırasında meydana gelen küçük yaralar aşı macunu ile kapatılmalıdır. Büyük yaraların, mayıs (taze sığır gübresi) ve kil karışımı bir çamur ile sıvayarak ve telisle sararak güneş tesiriyle kurumaları ve yanmaları önlenir ve bu sayede yaranın kolayca kapanması sağlanmış olur.


Budama Aletleri:

Budama testeresi : Ocaklardaki ana dalların ve kalın yan dalların kesilmesinde kullanılır. Budamada kullanılan testerenin çeliği sert, ince, derin dişli ve keskin olmalıdır. Boyu kısa ve eni dar olmalı, fazla enli ve uzun olmamalıdır. Kısa ve dar testere ocak içinde daha kolay ve çabuk iş görür.

Budama makası : Yıllık sürgün ve ince dalcıkların kesilmesinde kullanılır. Makas keskin olmalıdır.

Serpet : Uç vurmasında kullanılır. Sürgünlerin kesilmesinde de kullanılabilir. Serpet çakıya benzer ancak çakıdan farkı uçlarının hafif eğri olmasıdır. Serpetler muhtelif boyda olup sert çelikten yapılmalı ve keskin olmalıdır.
Çepin : Bir tarafı keskin diğer tarafı çatal şeklindedir. Çepinler kök sürgün temizliğinde kullanılırlar.

Usta bir bahçe budamacısı veya bilinçli bir üretici bu aletleri yanında bulundurarak budamaya başlamalıdır. Üreticilerimizin büyük çoğunluğu bu aletleri tanımamaktadırlar. Yörelere göre adları değişik olmakla beraber ‘Girebi’ ve ‘Orak’ gibi aletleri kullanarak dal ve sürgünlerde yaralanmalara neden olmaktadırlar. Ana dal ve yan dalların kesimi yüksek yapılmakta, kesim yüzeyleri düzgün olmamakta ve dallarda yarılmalar meydana gelmektedir. Bu yarıklar haşerelere yataklık etmektedir. Dip sürgün temizliği eksik yapılmaktadır. Arzu edilmeyen bu nedenlerden dolayı budama aletlerinin kullanılması daha sağlıklı olur.


Tekniğe Uygun Dikilmiş Fındık Bahçelerinde Budama:

Bu bahçelerde ocaklar, sıra arası ve sıra üzeri mesafeler belli aralıklara göre dikilmiştir. Ocaklardaki taçlanmanın oluşturacağı genişlik arazinin şekline göre ayarlanmıştır. Yeni dikilen fidanlar ilk beş yılda verilen terbiye sistemine göre belli bir şekil kazanmıştır. Beşinci yıldan itibaren verim çağına girerler ve on yaştan sonra en yüksek mahsüle yatarlar. Bu yüksek verimlilik 20-25 yaşlarına kadar devam eder. Bu verim döneminin içinde her yılın sonbaharında kurumuş, kırılmış, yaralanmış, hastalıklı, birbiri içersine girmiş dallar ile obur sürgünler ve verilen şeklin dışına taşmış dallar ve yıllık sürgünler kesilirler. 20-25 yaştan sonra dallar üzerindeki dalcıklar sıklaşır, yıllık sürgün boyunda kısalma ve miktarında azalmalar olur verim düşmeye başlar. İşte verimin düşmeye başladığı fizyolojik dengenin bozulduğu bu dönemde yıllık sürgün miktar ve uzunluğunu artırmak için mümkün olduğunca verilen şekle bağlı kalmak kaydı ile 10 cm.den kısa sürgünler ve yan dallar üzerindeki dalcıklarda seyreltme yapılır. Dal içlerine ve tacın dışına taşan uzun sürgünler kısaltılarak vegatatif ve generatif gelişmeye hız kazandırılır. Dolayısı ile bozulan fizyolojik denge yeniden kurulacak şekilde yıllık budama işlemleri ağırlaştırılarak uygulanır.

Tekniğe Uygun Dikilmemiş Fındık Bahçelerinde Budama:

Bu tür üretici bahçeleri tekniğine göre uygun dikilmemiş halk bahçeleridir. Dikimden itibaren mahsül dönemine kadar belli bir terbiye sistemi verilmediğinden adeta kendi haline büyümeye ve gelişmeye terk edilerek ocaklar gelişigüzel dallanma göstermiştir. Bu tür bahçelerde fazla ocak dikiminin olması, istenilen şekilde gerekli budama uygulaması yapılamaması neticesinde düzenli verim alınamamıştır. Tekniğine uygun dikilmemiş ve belli bir terbiye sistemi verilmemiş bu halk tipi üretici bahçelerinin hatalı özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz :

1.Çok sık dikilmiş ve yaşlanmıştır.

2.Ocaktaki ana dal sayısı istenilen sayıdan çok fazladır.

3.Dikimde ana dallar arasında bırakılan mesafe çok dar tutulduğundan bir noktadan dallanma göstermekte, kökleri birbiri içinde gelişmekte, yüksekten dallanmakta ve dallar iç içe girmiş bulunmaktadır.

4. Ocak içleri kapalı olup havalanma ve güneşlenme yeterli değildir.

5.Ocaktaki ana dalların gelişmesi düzensiz ve dallar arasında yaş farkı bulunmakta olup hasat sırasında dalların birbirine sürtünmesinden dal ve dalcıklar kırılmakta, mahsül gözleri de dökülmektedir.
6. Fizyolojik denge bozulmuş, özellikle güneş görmeyen kısımlarda kısa, cılız ve birbiri içinde gelişme gösteren sıhhatsiz dallanma görülmektedir.

7.Hastalıklı, kuru, yaşlı dallar ile dip sürgünlerinin kesimi yüksek yapılmakta , ana kökler üzerinde bırakılan kök sürgüleri ile yıllardır üretime devam edildiğinden kökler kütükleşmekte ve fonksiyonunu yerine getiremez duruma gelmiştir.

8. Bahçe içersindeki birçok yabancı ağaçların (kızılağaç, meşe, elma, kiraz vs.) kök bölgeleri fındığın bitki besin maddelerine ortak olmakta, geniş taç şekilleri ise özellikle kuzey yöneylerinde güneşlenmeyi engelleyerek gölgelemeye sebep olmaktadır.


Bu tür hatalı kurulmuş bahçelerden istenilen ürünün alınabilmesi için belli bir plan sıralaması dahilinde budamaya başlanmalıdır. Bunun için şu sırayı takip etmeliyiz.

1.İlk önce bahçe içersinde yer alan yabancı ağaçlar bahçeye zarar vermeyecek şekilde toprak yüzeyi ile beraber kesilip temizlenmelidir.

2.Ocaklar arası sık olduğundan bir dekara düşen fazla ocaklar çıkartılarak ocaklar arasındaki mesafeyi 4-6 m olacak şekilde genişleterek 40-50 ocağa indirilmelidir. Ocak çıkartırken önce gelişmesi zayıf olan ve bahçedeki hakim çeşidin dışında kalan çeşitler çıkartılmalıdır. Gelişmesi iyi olan ocak ve çeşitler ile tozlanmaya yardımcı olan asgari sayıda çeşit bırakılmalıdır.

3 Ocaktaki ana dal sayısı hedef alınarak 10-20 civarında bulunan dallar 4-5 dala indirilmelidir. Ocaklardan dal çıkartırken şu hususlara dikkat edilmelidir. Önce hastalıklı, yaşlanmış, kurt vurmuş, kurumuş ve kırılmış dallar toprak seviyesinden kesilerek çıkarılmalıdır. Sonra ocak ortasındaki dallar çıkarılarak içleri hava ve güneş alacak şekilde yanlara gelişme gösteren dallar bırakılır. Birbirine çok yakın ya da üst üste gelişme gösteren dallardan aynı yönde büyümüş bir tanesi bırakılarak diğerleri budama testeresi ile dipten kesilmelidir. Böylece ocaklara ortası açık ve yanlara dallanma gösteren bir yapı kazandırılmış olur.

4. Ocak boşluklarında kök sürgünleri geliştirilerek ocağın boş kalan kısımları doldurulmaya çalışılır, geri kalan kök sürgünleri ana kökleri yaralamadan çepinle dikkatlice temizlenir. Ocakta bırakılan ana dallar tek tek elden geçirilerek budama makası ile iç içe girmiş, hastalıklı, kurumuş ve yaralanmış dal ve dalcıklar tırnak bırakılmadan kesilir. Ocak içlerinde gelişen obur sürgünler alınır, yanlara fazla taşan sürgünlerde tepe vurması yapılır. Yan dallarda almaşıklı, uzun ve kuvvetli gelişen sürgünler bırakılır. Kısa gelişen sürgünler kesilerek seyreltme yapılır. Böylece gübreleme ile birlikte bozulan fizyolojik dengenin yeniden kurulmasına çalışılır.

Köklerde kütükleşme, ana dalların büyük çoğunluğunda karacakarta kaçma, sürgün gelişmesinde zayıflama ve dallarda çıplaklaşma varsa bu tür bahçelerin bozulan fizyolojik dengesini budama ve gübreleme ile sağlamak çok güçtür. O nedenle bu bahçelerin sökülerek 1-2 yıl toprak dinlendirildikten sonra yeniden dikim usullerine göre kurulması gerekmektedir.

Kök Sürgün Temizliği

Fındığın kök sürgünü verme temayülü çok fazladır. Ana dalların kökleri üzerinde her yıl bol miktarda gelişme gösterirler. Gelişen bu kök sürgünleri ocağın besin maddesine ortak olmakta, dalların sıklaşmasına sebep olmakta, havalanma güneşlenmeyi engellemektedir. Bu nedenlerle üretim süresi boyunca dikilen dal sayısı sabit tutularak gelişen kök sürgünleri Sonbaharda ve Mayıs sonu Haziran ayı başında olmak üzere yılda en az iki kez çepin ile temizlenmelidir. Ancak üretim süresi boyunca kurumuş, kırılmış, hastalıklı ve yaşlanmış dalların çıkarılması durumunda boşalan dal istikametinde büyüyen kök sürgünlerinden bir tanesi bırakılır ve geliştirilir. Böylece ocak içersinde boşalan dalların yerleri doldurulmuş olur.


FINDIĞIN HASAT OLGUNLUĞU KRİTERLERİ

Fındık, hasat olgunluğu dediğimiz kriterler tamamlandığında hasat edilmelidir. Böylece bir yıl boyunca verdiğimiz emeğin karşılığını tam alalım. Birkaç günlük acelemiz nedeniyle yapacağımız erken hasadın üretici gelirindeki düşüşün yanında fındığın kalite ve kantite olarak değer kaybı ile depolanabilme süresine de olumsuz etki etmektedir.

Bahçede tek çeşit fındık var ise dallar silkelendiğinde daldaki fındıkların yarısından fazlasının yere düşüyorsa hasada başlanmalıdır. Bahçe karışık çeşitlerden oluşuyor ise çeşitler arasındaki olgunlaşma süresi farklılığı dikkate alınmalı, hasada erken olgunlaşan çeşitlerden başlayıp, daha sonra geç olgunlaşanların da bu süre içinde iyice olgunlaşması beklenmelidir.

Hasat olgunluğuna gelmiş fındıkların gösterdiği belirtileri şöyle sıralayabiliriz:
- Zurufların sararıp, kızarıp kahverengileşmeye başlaması.

- Fındık danelerinin 3/4 oranında kızarıp, doğal rengini almış olmaları.

-Daneler zuruf içinden çok kolayca çıkabilmesi.

-Kabuk kırıldığında iç fındığın zarının koyu krem rengine dönüşmesi.

-Son yıllarda yapılan laboratuar çalışmalarında olgunlaşan kabuklu fındıkların nem oranlarının %30 ‘un altına indiği saptanmıştır.


ERKEN HASATIN OLUMSUZLUKLARI

Erken hasatın fındıkta yaptığı olumsuz etkileri şöyle sıralayabiliriz.

1-Randımanın düşmesine neden olur.
2-Buruşuk oranı artar.
3-Yağ oranı düşer.
4-Tat ve aroması azalır.
5-Göbek boşluğu büyür.
6-Depolanabilme süresi kısalır (Erken hasat edilen fındıklarda küf gelişimi (Aflatoksin oluşum riski armakta) daha fazla olmakta) .


FINDIKTA HASAT
Fındık hasadı ülkemizde genellikle elle ve silkeleyerek toplama şeklinde yapılmaktadır. Önceleri daha çok elle toplama yöntemiyle hasat yapılmakta iken gerek üreticilerin bilinçlenmesi gerekse işçiliğin artması ile silkeleyerek toplama yöntemiyle hasat şeklinin yayılmasına etken olmuştur.

Özellikle italya‘da kullanılan hasat makinaları ülkemizde kullanılmamaktadır. Bunun nedeni ise; arazinin çok eğimli olması, bahçelerin tek dal ve sıravari değil karmaşık ocak şeklinde tanzim edilen farklı çeşitlerden oluşması ile üreticinin ekonomik gücünün zayıf olmasıdır.

En geçerli yöntem hem işçilik masrafının az olması hemde olgunlaşan fındıkların yere düştüğünden erken hasadı da önlemiş olması ile de avantaj sağlayan dalların silkelenerek yere düşen fındıkların elle toplanmasıdır.

Son yıllarda ülkemize ihraç edilen sırtta taşınan hasat makinaları fazla alıcı bulamamıştır.

1-Elle Toplama (hasat) : Hasat olgunluğuna ulaşan fındıklar dalların elle veya mahalli adları bölgelere göre gereve, gelberi, gegek olarak tanınan yardımcı alet yardımıyla çekilerek dal üzerindeki fındıklar toparlanıp işçilerin belinde bağlı genellikle ham fındık sürgünlerinden örülerek yapılan sepetlere veya bez torbaya konur. Fındıkla doldurulan bu sepetlerdeki fındıklar harar-şelek veya çuvallara boşaltırılarak harmana taşınır.

2-Silkeleyerek yerden toplama : Hasat olgunluğuna ulaşan fındıklar, dalların elle veya son yıllarda piyasada satışa sunulan ve zeytin hasadında da kullanılan silkme makineleri ile sallanarak fındıkların yere düşmesi sağlanır düşmeyen fındıklar ise bir çarpı (uzun bir çubuk)yardımıyla düşürülür. Bu işler genelde erkeklerce yapılır. Daha sonra yerdeki fındıklar toparlanarak sepetlere doldurulur ve diğer yöntemdeki gibi harmana taşınır.

Daldan elle toplamaya oranla dal, sürgün ve gözlerinin daha az olduğu bu yöntemde de silkme ve çarpma esnasında dikkat edilmelidir.

37Yerden toplanan fındıklara Aspergillus flavus adlı küfün bulaşma riski arttığı için yere düşen fındıklar yerde bekletilmeden toplanmalıdır. Bu küf fındıklarda insan ve hayvanlara kanserojen etki yapan mikotoksin oluşturmaktadır.

3-Makineyle hasat : Hasat olgunluğuna gelen fındıkların silkelenmesiyle birlikte yere düşen zuruflu fındıkları vakumlu emiş gücüyle haznesine alan değişik modellerde makinalar vardır. Bunların bazı modellerine ayıklama (patoz) tertibatı ilave edilerek hasat edilen zuruflu fındıklar ayıklanarak iki işlem birden yapılmış olur. Fakat ülkemizdeki fındık bahçeleri makinalı hasat için gerek arazi yapısı (meyil) gerekse bahçenin tesis şekli bakımından pek uygun değildir. Ancak son yıllarda geliştirilen küçük modeller piyasada satılmaya başlanmıştır.

HARMANLAMA

Hasat edilen fındıklar yörelere göre değişen adlarla anılan 30-40 kg’ lık zuruflu fındık alabilen çuval,harar,şeleklerle sırtta veya ulaşım araçları ile harman yerine taşınırlar.
Harman yerlerinin en uygun olanı beton ve yağmur suyunun birikmemesi için hafif meyilli olanlarıdır. Ancak ülkemizdeki fındık harmanlarının büyük çoğunluğu ev önlerindeki diğer zamanlarda avlu olarak kullanılan düz veya hafif meyilli çim veya toprak harmanlardır.

Genelde, ağustosun ilk haftası sahil, ayın ikinci yarısı da yüksek kollarda başlanan hasatla beraber şenlenen harmanlar yıllık emeğimizin karşılığını almak için sayılan günlerin sonuna gelindiği günlerdir.

Tüm tarımsal faaliyetleri eksiksiz yapıp yetiştirdiğimiz, göz bebeğimiz ürünümüzün son anda kalitesini kaybettirmeden pazara ulaştırmamız için yapmamız gerekenleri şöyle sıralayabiliriz.


..Hasat edilen fındıklar jüt çuvallar içerisinde, aynı gün harmana getirilmeli, kesinlikle naylon çuvallar içinde ve sıkışık bir vaziyette bahçede bekletilmemelidir. Çünkü bunun sonucunda küflenme ve çürüme başlar.

--Harmana getirilen zuruflu fındıklar büyük yığınlar ve kalın tabaka oluşturacak şekilde yığılıp bekletilmemelidir.

--Zuruflu fındıklar toprakla temas ettirilmemeli ve yağmurdan korunmalıdır. Üzerine örtülen naylon örtü çardak şeklinde olmalıdır.

--Zuruflu fındıklar; beton harmanlarda 15-20 cm kalınlığında serilerek güneşte 1-2 gün soldurulduktan sonra patoza verilmelidir.

--Fındığı verdiğimiz patoz fındıkları zurufundan tam olarak ayırırken fındık kabuğuna zarar vermemelidir.

--Zurufundan ayrılmış dane fındıkları; hafif meyilli ve temiz beton harmanda, eğer harman beton değilse fındığın toprakla temasını önlemek için jüt tente veya bez kullanılmalıdır.

--Beton veya jüt tente üzerine sererek kurumaya bıraktığımız fındıkları yağmurdan korumak için üzerine örteceğimiz naylon örtüyü direkt fındığın üzerine değil, en az 30-40 cm yükseklikte çardak yaparak örtmeliyiz.

--Tam olarak kuruyan (en fazla %12 nem) kabuklu dane fındıkların içindeki patozun kırdığı iç fındıklarla yabancı maddeler seçilmeli, çünkü bu maddelerin dayanıklılık süresi az olduğu için küflenerek aflatoksin oluşturmaktadır.

--Kuruyan fındıklar iyice soğuduktan sonra, sabah erken veya akşam geç saatte jüt çuvallara koyulmalıdır. Naylon çuvallarda fındıklar kızışma yapmakta, bunun sonucu da küflenme oluşacağından jüt çuval kullanılmalıdır.


DEPOLAMA

Hasat edildikten sonra en fazla %12 nem içerene kadar kurutulan kabuklu fındıklar ya pazara götürülüp satılır ya da üretici tarafından ihtiyacına göre bir süre evlerinin bir köşesinde daha fazla ise bir depoda bekletilir.
Özellikle ihracat ve ticaret amacıyla alınan fazla miktardaki fındıklar, Jüt çuvallarda veya dökme olarak depolanan kabuklu fındıkların bekletildiği depoların;

-Havalandırılmalarının yapılabilmesi için karşılıklı penceresinin olması ve bu pencerelerin uçucu depo zararlılarının girişlerine engel olacak şekilde ince tel ızgaralarla kaplı olması,

-Kapı altlarının fare girişini engel olacak şekilde kapanabilmesi,

-Isılarının 15-20 º C yi aşmaması ve genelde serin olması ,

-Herhangi duvarının toprakla temas etmemesi,

-İçlerinden gerek temiz gerekse pis su borularının geçmemesi,

-Çatılarının aşırı sıcak ve soğuğu geçirmemesi,

-Çatı sundurmalarının deponun yan duvarlarının sepken şeklinde yağan yağmurlardan ıslanıp nemi içeri vermeyecek şekilde yapılmış olması,

-İç ve dışlarının sıvalı olması , gerekmektedir.


Eğer fındıklar bir yıl ve daha uzun süre depolanacak ise depo ısısının 2-4,5º C arasın da, nispi nem oranının da %55-70 arasında olması gerekmektedir.

FINDIK ZARALILARI VE MÜCADELESİ

FINDIK KURDU
(Balaninus (Curculio ) nucum L.)


TANIMI VE YAŞAYIŞI:

Erginleri Kül renkli 6-7 mm boyunda hortumlu bir böcektir. Bacaksız olan Larvalar tombul beyaz ve kıvrıktır.

Ergin çıkışı Mart ayında başlar, nisan sonunda tamamlanır.16 Cº nin altında fazla aktif değildir. Nisan sonlarına doğru ergin çıkışları tamamlanmış olur. Haziran ayına kadar beslenerek zararlı olurlar. 20 Cº nin altında uçamaz aynı fındık ocağında beslenirler. Haziranda yumurtlamaya başlarlar, ve yumurtalarını meyve kabuğunun hemen altında hazırladığı bir yuvaya bırakır. Yumurta bırakılan meyve kabuğu üzerinde 4-5 mm uzunluğunda bir çizgi görülür.


Bir dişi ortalama 42 yumurta bırakır. Ve her meyveye bir yumurta bırakır. Kuluçka döneminden sonra (8 gün) yumurtadan çıkan larva (kurtçuk) bir ay kadar meyve içinde beslenir daha sonra larva 1,5 –2 mm ‘lik bir delik açarak fındık danesini terk ederek kışı geçirmek için toprağa geçer daha sonra ise pupa (krizalit) dönemine girer.

Aynı yıl toprağa giren larvadan %18 ‘i 1. yılda , %75’i 2. yılda ve %7’si ise 3. yılda ergin bir böcek olarak çıkarlar. Şiddetli kış ergin çıkışını artırır ergin böceğin ömrü 3 aydır.


ZARAR ŞEKLİ, EKONOMİK ÖNEMİ VE YAYILIŞI:

Özel bir fındık zararlısı olmasına rağmen, nisan mayıs aylarında elma, kiraz, karayemiş, armut, döngel, muşmula ve bir çok çiçekli çiçeksiz bitkiler üzerinde beslenirler.

Bu böceğin fındığın meyvesindeki zararı hem beslenme hem de yumurta koymak şeklinde olmaktadır.

Fındığın meyve kabuğunu hortumunun ucundaki dişleriyle kemirerek delen böcek, kabuk içindeki etli kısımla beslenir. Normal iriliğe erişip sertleşene kadar zarara uğrayan meyvelerin içi bozularak sarı bir renk alır. Sonunda beslenemeyen bu kabuk üzerinde çöküntüler oluşur buna halk arasında sarı karamuk denir.

Aynı bu şekildeki zarar, meyvenin normal iriliğe ulaştığında olursa biraz sertleşmeye başlayan kabuklarda oluşan çatlaklardan sızan sıvı havayla temas ettiğinde siyah bir renk alır ve gerek zuruf gerekse dane kabuğu üzerinde siyah kirli bir şekil alır ki, buna halk arasında kara karamuk denir.

Bir dişi böcek kabuklarına yumurta koyduğu ortalama 42 meyve içleri bu yumurtadan çıkan larvalarca 1 ay boyunca yenmekte pislikleri de dane içinde birikir. Ayrıca gelişen larvaların çıkış için 1,5-2 mm delik açtığı ve Üreticilerin de delik (koruk, boş) fındık dediği bu fındıkların, artık hiçbir değeri yoktur.

Sonuç olarak bir böcek beslenerek yaklaşık 80 meyveye, bir dişi böcek ise yumurta koyarak ortalama 42 meyveye zarar verir. Buradan bir çift böceğin ortalama 200 meyveye zarar verdiği anlaşılır. 600-750 adet fındığın 1 kg geldiği düşünüldüğünde zarar boyutu daha iyi anlaşılacaktır.


MÜCADELESİ:

Fındık kurdunun etkin bir doğal düşmanı yoktur. Ancak bazı kuşların ergin avcısı oldukları ve Beaveria densa mantarının topraktaki larvaları parazitlediği saptanmıştır.

Kültürel mücadele:Bahçe toprağının çapalanması ve hayvan otlatılarak hayvanların tırnaklarıyla kışı toprak içinde geçiren pupaları ezmesi populasyon düşüşüne katkı sağlar.

Kimyasal mücadele: ilaçlamada amaç böceklerin hem meyvelerde beslenmesini hem de yumurta koymasını engellemeye yöneliktir.

İlaçlı mücadele kabuklu fındık daneleri 3-4 mm iken (mercimek iriliği) Bölgelere ve yıllık iklim şartlarına göre değişmekle birlikte nisan sonu ile mayıs ayı ilk yarısında yapılmalıdır.

İlaçlamadan önce böcek sayımı (survey) yapılmalıdır. Bunun için sabahın erken saatinde 3x4m ‘lik bir bez üzerine ,30 ocakta darbe (silkeleme) yapılmalı eğer 10 ocak başına 2’den fazla ergin böcek düşerse ilaçlı mücadele yapılmalıdır. İlaçlama sabahın erken veya akşam serinliğinde yağışsız ve sakin bir havada yapılmalıdır. İlaçlamadan çok kısa bir süre sonra yağmur yağarsa böcek sayım (survey) çalışması tekrarlanmalı 2’den fazla böcek düşerse ilaçlama tekrarlanmalı.
İlaçlama yapılırken fındık bitkisinin tüm yapraklarının ilaçla kaplanması sağlanmalıdır.

İlaçlamada sulandırılabilir ilaç kullanılıyorsa; 1 dekara önerilen ilaç miktarı 8-10 lt su ile karıştırılarak bir atomizör yardımıyla yapılır.

İlaçlamada toz ilaç kullanılıyorsa ;1 dekar için önerilen ilaç Atomizörün toz tertibatı kullanılarak veya tozlayıcı sırt körüğü ile yapılır.

Fındık kurdu mücadelesinde kullanılan ilaçların aktif maddeleri ve kullanım dozları:

Etkili madde
Adı ve Oranı Formülasyonu Dozu (preparat)
Dekara
Carbaryl %85 WP 150 gr.
Carbaryl %5 TOZ 3 kg.
Methiocarb %2 TOZ 3 kg.
Methiocarb %50 WP 150 gr.
Lambda cyhalothrin %25 WP 100 gr.
Carbosulfan 250 g/l EC 125 ml.
Carbosulfan 480 g/l EC 60ml.
Carbosulfan %2 TOZ 3 kg.
Dioxacarb %50 WP 100 gr.
Dioxacarb %3 TOZ 3 kg.
Furathiocarb 400g/l EC 100 ml.
Promecarb %50 WP 150 gr.
Promecarb %5 TOZ 3 kg.


FINDIK KOZALAK AKARI

(Eriophyes avellana) ( sin. Phytocoptella avellana)

TANIMI VE YAŞAYIŞI:

Çok küçük ortalama 0,09 mm uzunlukta ince uzun silindir ve havunç şeklinde, mat beyaz renkli bir akardır.

Hysterosoma’da küçük çıkıntıların teşkil ettiği 60 halka bulunur. Vücudun ön kısnımda iki çift bacak bulunur. Yumurta şeffaf beyaz yuvarlaktır. Yumurtadan çıkan yavru anaya benzer fakat çok küçüktür.

Hayat döneminin kozalak içinde geçmesi döllerin birbirine karışması ve kozalak içinde bütün biyolojik dönemlerin karışık olarak bulunması fındık kozalak biyolojisi bütün ayrıntıları ile incelenememiştir.

Marttan Nisan ayı başına kadar kozalaklar tepelerinden patlar ve nimfler göç ederek yani uyanmış 3-3.5 cm. uzunluğundaki sürgünlere geçerler. Yaprak ve yaprak koltuklarında beslenerek dolaşırlar. Sürgünlerde ilk iki yaprakçık hariç üçüncü yaprak tomurcuk gurubundan ayrıldığı zaman bu yaprak koltuğunda beliren göze 2-5 adedi bir arada girerler. Yapraklar arttıkça gözlere girişte artar, taki Haziran ayında eski galler tamamen kuruyup buradaki akarların çoğalması kesilene kadar devam eder.

Haziran ayı içinde nifmler ergin olur ve yumurtlamaya başlar, yumurtadan tekrar nimfler meydana gelir. Bu şekilde yaz aylarında ayda bir döl, kış aylarında daha uzun zamanda meydana gelen döllerde kozalakların içi yumurta, nimf ve erginlerle dolar. Zararlı yoğunluğunun artması ile gözler irileşir 0,5-3 cm. çapında galler oluşur.

Ekim ayında bazı kozalaklar açılmaya başlar. Bunlardan bir kısım akarlar çıkıp sağlam gözlere girerse de bunların sayısı fazla değildir. Kışı kozalakların içinde geçirirler.

ZARAR ŞEKLİ, EKONOMİK ÖNEMİ, YAYILIŞI:

Fındıkların meyve ve sürgün gözlerine girerek onları şişirir, deforme ederek kozalak haline dönüşmesine neden olur.

Kozalak en çok sürgün uçlarında gözükür. Uçtan itibaren dördüncü göze kadarda teşkil edebilir. Deforme olan gözler fonksiyonlarını yerine getiremediği için uç kurumaları ve meyvelerde azalma görülür. Genel olarak her üç sürgünden biri meyve sürgünüdür.

Her meyve gözünde (çotanak) 3-4 meyve bulunur. Bu durumda her kozalağın bir meyveye zarar verdiği kabul edilirse zararlının önemi daha iyi anlaşılır. Ayrıca azda olsa püsler (erkek olan) hücuma uğrayabilir. Tüm fındık bahçelerinde yaygın olup genç fındıklıklarda yoğunluk göstermektedir.

MÜCADELESİ:

Kozalaklar içinde çok sayıda Predatör akar ve Orius spp. Saptanmış ancak bunların etkinlik dereceleri bilinmemektedir.

Şubat’tan Mart ayı başına kadar fındık bahçelerindeki kozalaklar toplanıp imha edilirse yoğunluk önemli bir bölümde azalmaktadır.

İlaçlı Mücadele:

İlaçlama yapılacak bahçelerde bir ön sayım yapılmalıdır. Bu amaçla 1-10 dekar büyüklüğündeki bahçelerde 10’ar, 10-30 dekar büyüklüğündeki bahçelerde 20’şer, 30 dekardan büyük bahçelerde de 30’ar ocak tesadüf prensiplerine uygun olarak işaretlenir. İşaretli her ocağın birer dalındaki kozalaklar sayılır. Bahçedeki işaretlediğimiz ocaklardaki dallardaki kozalakların hepsi sayılıp bir dala ortalama 5 kozalak düşüyor ise o bahçede ilaçlama gereklidir. İlk ilaçlamadan 15 gün sonra ikinci bir ilaçlama yapılırsa daha iyi sonuç alınır.

İlaçlamaya kışı kozalaklarda geçiren nimflerin buradan çıkıp zarar yapmak için yeni sürgün ve yaprak koltuklarında oluşan tomurcuklara göç etmeye başladığı dönem olan, yeni sürgünler üzerindeki, dipten itibaren 3. yaprağın uçtaki yaprakçık gurubundan ayrılıp arkaya devrildiği zamandır. Bu da nisan ayı ortalarına rastlamaktadır.

İlaçlama atomizörle yapılacaksa 1 ocağa 1 lt su atacak şekilde, dal, sürgün ve yaprakların ilaçla kaplanmasına dikkat edilmelidir.

Endosülfanlı ilaçların kullanıldığı bahçelere 1 ay süreyle hayvan sokulmamalıdır.

İlaçlı mücadelede kullanılan ilaçlar ve dozları:

Etkili madde
Adı ve Oranı Formülasyonu Dozu (preparat)
Dekara 100 lt suya
Endosülfan 360 g/l EC 300ml 150ml
Endosülfan %32,9 WP 300g 150g
Methidation 400g/l EC 150ml ---
Omethoate 500 g/l SL --- 150ml


FINDIK (YEŞİL) KOKARCASI
( Palamena prasina )


TANIMI:

Hetoroptera Takımından ,Pentatomidae familyasından dolayısıyla sokucu emici ağız yapısına sahip olan bir böcektir.

Erginleri 11-14 mm boyunda üstten koyu yeşil alttan ise açık yeşil veya kırmızımsı renkte iri ve kötü kokulu , geniş yapıda bir böcektir. Antenler 5 parçalı olup 2. ve3. halkalar eşit uzunluktadır. Erkeğin karın ucu çukur, dişininki ise çentiklidir. Açık yeşil renkteki yumurtalar fıçı biçiminde olup 1,3 mm yüksekliktedir. Yumurtaların üzerinde açılmadan 1-2 gün önce siyah ve üçgen biçiminde yumurta kırıcısı ile embriyoya ait 2 kırmızı göz izi belirir. İlk iki nimf döneminde baş ve göğüs siyah, karı yeşil renklidir. Son üç dönemde ise tüm vücut yeşildir. Nimflerde antenler 4 halkadır.Ancak kışlayan erginlerin rengi kahverengimsi bir hal alır.

BİYOLOJİSİ:

Polifak bir zararlı olup, fındığın yanında kızıl ağaç, sebzelerde , tütünde ,dut, elma, kiraz, böğürtlen ve fındık altındaki yabancı otlarda da beslenir.

Ülkemizde hemen her yerde görüldüğü gibi özellikle fındık yetiştirilen bölgelerde daha yaygındır.
Böcek kışı ergin halde yaprak döküntüleri arasında, bitki artıkları altında , duvar-çit v.s. gibi yerlerde geçirir.

İlkbaharda mart sonları yada nisanda sıcaklığın 15 Cº ve üzerinde kışlayan erginler konukçu bitkilere geçer ve bitki öz suyu ile beslenmeye başlar. Kısa bir sürede tamamlanan çıkıştan sonra çiftleşen erginler yumurtalarını yaprağın alt yüzüne 14-28 ‘lik guruplar halinde koyarlar. Yumurtalar 7-10 gün içinde açılırlar ve çıkan 1. dönem nimfler yumurtalara yakın yerlerde toplu olarak bitki öz suyunu emerek beslenirler. 1.dönem nimflerinin gömleği değiştirip 2. dönem nimf olmasıyla otlar üzerine geçerler ve sonra diğer bitkilere geçerler. 3. gömlek değiştirdikten sonra tekrar fındığa geçerler 5 gömlek değiştirdikten sonra ergin olurlar. Bu 5 nimf dönemi 2 ay sürer.Temmuzda yeni erginler görülür ve hasata kadar meyveler hasattan sonra da yapraklarla beslenerek kışa hazırlanırlar. Karadeniz’ de yılda 1 nesil verirler.Sıcak yerlerde nesil sayısı 2 ‘ye çıkabilir.


ZARAR ŞEKLİ:

Bu zararlının meyvedeki zararı önemlidir. Ekonomik Zarar şeklini dört grupta toplayabiliriz ;

--Meyveler nohut iriliğinde iken böceğin emmesiyle bu meyveler zamanla esmerleşir ve dökülür. Bu durumdaki meyvelere sarı karamuk denir.

--Şayet meyveler normal büyüklüğüne ulaşıp emgi yapıldığında bu meyveler kahverengine dönüşür ve dökülür, buna kara karamuk denir. Her iki tür dökümden dolayı oluşan kayıp % 7-10 civarındadır

--Meyve iç doldurma döneminde iken böcek meyveyi sokup emerse meyvelerin içlerinin emildiği bölgede şekilsiz bir durum (urlu ) alır meyve normal şeklini kaybeder. Böyle iç fındıklara urlu(şekilsiz) iç denilmektedir.
--Meyve iç tuttuktan sonra ve normal büyüklüğünü aldıktan sonra da böcek emgi yaparsa emgi yerleri etrafında kahverengi lekeler meydana gelir.

İtalya’da böyle emgi zararlı iç fındıklara cimiciato denmektedir. Bunlar meyvede miktar yönünden kayıp yapmayabilir fakat lekeler meyvelerin kalitesini bu nedenle de pazar değerini düşürür.

MÜCADELESİ:

Trissolcus grandis ’un fındık yeşil kokarcası (Palameno Prasina) nın yumurta asalağıdır. Gypsonoma rotundatum L. Ve Aridelus sp. Ergin ve nimflerin iç asalağıdır. Bu iki asalak kışlamış erginlerde %10,9-39 oranında asalaklanmaya neden olmaktadır.

Fındık kurdu için ilaçlı mücadele yapılmışsa genellikle popülasyon kontrol altına alınır. Ancak yoğun populasyon var ise, İlaçlı mücadele kışlamış erginlere karşı yapılır.

Bunun için Nisan ayının ikinci yarısında ,1 dekar için, 10 ocak sabah erken saatte silkelenmeli ve en az 1 kışlamış ergin düşerse ilaçlama yapılmalıdır.


İlaçlama gerektiğinde nimf dönemlerine karşı Temmuz ayında da yapılabilir.

Ergin ilaçlamasında dekara 8-10 lt su , nimf ilaçlamasında ise 50 lt su atılmalıdır.

İlaçlı mücadelede kullanılan ilaçlar ve dozları:

Etkili madde
Adı ve Oranı Formülasyonu Dozu (preparat)
Dekara 100 lt suya
Methiocarb %2 TOZ 3 kg 150ml
Methiocarb %50 WP --- 150g
Carbosülfan 250g/l EC 125 ml ---
Dioxacarb %50 WP --- 100ml
Dioxacarb %3 TOZ 3,5 kg


FINDIK FİLİZ GÜVESİ
(Gypsonoma dealbana Fröhl. )


TANIMI VE YAŞAYIŞI:

Ergin 4,5-5mm boyunda bir kelebektir. Ön kanatlar sütlü kahverengi, olup beyazdır. Kanadın dip tarafı gri-siyah çizgili, orta kısım sarı-kahverengi geniş bantlı dış kenar koyu kahverengi çizgilidir. Arka kanatlar kahverengi , gridir.

Yumurta 0,5-0,7mm boyunda mat beyaz ve basıktır. Larva açık sarı renkte baş ve ense siyah- kahverenginde seyrek ve kısa kılla kaplıdır. Pupa kızıl kahverengi ve 7-8 mm boyundadır.

Fındık bahçelerinde ilk kelebekler mayıs ayı sonlarında görülmeye başlarlar. Kelebeklerin çıkışı 50 gün devam eder. Kelebekler yumurtalarını çıkışlarından 5-6 gün sonra ve genellikle yaprakların üst yüzüne tek tek koyarlar. Çıkan larvalar yaprağın alt yüzüne geçerek iki damarın birleştiği yerde 4-4,5 ay beslenir, bu sırada üzerleri ağ ve pisliklerle kaplanır. Larva yaprağın üst epidermisine dokunmadığı için bu kısım üçgen şeklinde bir zar görünümü kazanır. Sonbaharda fındığın erkek organı olan püslere veya kozalak akarının oluturduğu kozalaklara geçmeye başlarlar. Kışı burada geçirirler. Tüm populasyonun %20-30’u ergin olana kadar kozalağı terketmezler. Larvalar mart başlarından itibaren göz ve sürgünlerin özüne girerek galeri açarlar ve mayıs sonlarına doğru pupa dönemi başlar.


ZARAR ŞEKLİ , EKONOMİK ÖNEMİ VE YAYILIŞI

Fındık filiz güvesi larvalarının ilk zararı temmuzda yapraklatda görülür. Larvalar, yaprak alt yüzünde orta damarla yan damarların birleştiği koltuklarda beslenerek üçgen şeklindeki karekteristik kahverengi lekeler meydana getirirler . bu lekeler larva ağ ve beslenme artıklarından meydana gelir.yaprağın üst epidermisi daima sağlam kalır. Larva orta damarda bir galeri açar ve beslenmediği zaman orada saklanır.
Sonbaharda larvalar püslere, göz diplerine ve kozalaklara geçerler. İki püsü ağlarla birbirine birleştirerek aralarında koyu renk pisliklerle karışık bir kabarıklık meydana getirirler. Kemirilen püs gelişemediği için kıvrılır. Kozalaklar içindeki larvaların galeri ve pislikleri de kolayca görülmektedir. Gözlerin dip kısımlarında ise ördükleri kabarık ağ içerisinde bulunurlar ve kışı burada da geçirirler.

Mart ortalarında, kozalaklarla beslenenler dışındaki bütün larvalar, sürgünlerin dış muhafaza yaprakları arasında ördükleri kabarık ağ içinde bulunurlar. Henüz gelişmekte olan sürgünler hücuma uğrayınca kururlar,fakat ağ ile dala yapıştırılmış olduklarından düşmezler. Bu şekilde kurumuş sürgüncükler filiz güvesinin tipik zarar şeklidir. Böyle göz ve sürgünler koparılınca ortada larva giriş deliği görülür. Sürgünler gelişince larvalar, sürgün özünden uca doğru galeri açarak sürgün uçlarının kurumasına neden olurlar. Bir larva 5 ayrı sürgünü kurutabilir.

Tüm fındık üretim alanında yaygın olan ve 2-3 yılda bir salgın yapan bu zararlı üründe ortalama %30 azalmaya neden olur.

MÜCADELESİ:

Fındık filiz güvesinin larva asalakları olan ve populasyona etkileri %15 civarındaki çok sayıda doğal düşmanının en önemlileri Macrocentrus grandii, Macrocentrusthoracicus, Apanteles sp.’ dir

Fındık filiz güvesi ile bulaşık olan bahçelerde bir ön sayım yapılır, buna göre ilaçlı mücadeleye karar verilir. Bu amaçla 1-10 dekar olan bahçeden 10 ocak, 10-30 dekar olan bahçeden 20 ocak, 30 dekardan büyük olan bahçelerden 30 ocak işaretlenir. Her işaretli ocaktan alt, orta ve üst kısımdan olmak üzere 10’ar yaprak alınıp, kahverengi larva beslenme arazı olanlar sayılır. Her 100 yaprağa en az 15 zarar arazlı yaprak isabet ediyorsa ilaçlı mücadele yapılmalıdır.

İlaçlı mücadeleye; hasattan sonra yapraklarda orta damarla yan damarların meydana getirdiği üçgen içinde larvanın beslenme arazları iyice belirlenince başlanmalı. Larvanın yaprakları terk edip püslere geçmeye başladığı, yaprak dökümüne başladığı döneme kadar ilaçlama işi bitirilmelidir.

Mücadelede ilacın bütün yaprakları kaplamasına dikkat edilmelidir. İlaçlama Atomizörle yapılacaksa ocak başına en az 1 lt ilaçlı su atılmalıdır.


İlaçlı mücadelede kullanılan ilaçlar ve dozları:

Etkili madde
Adı ve Oranı Formülasyonu Dozu (preparat)
Dekara 100 lt suya
Diazinon 200g/l EC 300 ml 150ml
Azinphos methyl 200g/l EC 300 ml 150 ml
Malathion 200g/l EC 700 ml 350 ml
Fenthion500g/l EC 200 ml 100ml
Carbosulfan250g/l EC 100 ml ---
Triflumuron 250g/l WP 60g 30g


FINDIKTA KAHVERENGİ KOŞNİL
(Parthenobcanium corni Bouche )

Tanımı: Ergini yarım küre (kubbe) şeklinde 3,5mm boyunda, 2mm yüksekliğinde kahverenginin tonlarında bir zararlı böcektir.

Yaşayışı: Mayıs sonu-Haziran başlarında yumurtadan çıkan, açık sarı renkli larvalar beslenmek için yaprakların üzerine dağılırlar. Ağustos ayı sonuna doğru 2. dönem larva şekline geçerler ve 7 ay süreyle bu dönemde kalırlar. Yapraklar dökülmeden önce yıllık sürgünlere geçerler ve bu sürgünlerde kışlarlar. Mart ayında sürgünlere yapışık olan dişiler kabarmaya başlar.

Nisan başlarında ise dişi ve erkek erginler çıkar, dişilerin yumurtlaması nisan sonunda başlar. Bir dişi 1.000 dolayında yumurta bırakır. Yumurtaların kuluçka süresi 18 gündür.


Zarar şekli: Larva ve erginleri yaprak ve sürgünlerde emgi yaparak bitki öz suyunu emerler. Böylece bitkinin zayıflamasına , verimden düşmesine ve yoğun bulaşmalarda da sürgünlerde kurumalar yaparak önemli zararlara sebep olurlar. Ayrıca bu böcekler sürgün ve yapraklarda beslenirken oluşturduğu ballı madde ile bitkinin yüzeyinde fumajin maddesi oluşarak siyahımsı bir renk alır.,

Mücadelesi:Bu zararlı ile bulaşık bahçe az ve sınırlı ise bulaşık sürgünler kesilerek yakılmalıdır.

İlaçlı mücadelede ise, ilaçlamadan önce bahçeden tesadüfen alınan10 ocaktan işaretlenen 3er bulaşık sürgün yani toplam 30 sürgünün her birinde 5 canlı koşnil var ise ilaçlı mücadele yapılmalıdır.

İlaçlama; hareketli ve 1. dönem larvalarına karşı başarı sağlanmaktadır. Haziran ayı sonlarına doğru (Yumurtadan çıkışın tamamlanmasına yakın) ilaçlı mücadele yapılmalıdır.

Başarılı bir ilaçlama için tüm yaprak ve sürgünlerin tamamen ilaçlanması gerekir. Kahverengi koşnilin doğal düşmanı olan Vernticillum Lecanii(Zimm) mantarını yok etmemek için koşnil olan bahçelerde Kozalak akarı mücadelesinde KÜKÜRT Kullanılmamalıdır.


İlaçlı mücadelede kullanılan ilaçların isimleri ve dekara dozları

İlacın ticari adı İlacın formülasyonu İlacın aktif madde Adı Dekara dozu
Sevin,Agrovin,Korvin Sulandırılabilir Carbaryl 85 150 gr
Gusathion Sulandırılabilir Azinphos methyl 20 150 cc
Omethoate Sulandırılabilir Omethoate 50 150cc


SAYIN ÜRETİCİ;

Bir yıllık emeğinizin karşılığını almak üzere olduğunuz bu günlerde fındığınızı pazara daha kaliteli ulaştırabilmeniz dolayısıyla ülkemiz fındığının hak ettiği değeri bulabilmesi, ihracatının devamlılık göstermesi için;
Aşağıdaki hususlara dikkat etmelisiniz.

1-Hasat mevsiminden en az 5-10 gün önce fındık bahçelerindeki yabancı otları temizlemelisiniz.

2-Bahçede bulunan ve farklı zamanlarda hasat olgunluğuna gelen, farklı çeşitleri ayrı ayrı hasat ediniz.

3-Hasatı, yerden ve fındıklar tam olgunlaştıktan sonra yapınız. Çünkü olgunlaşmadan hasat edilen fındıklar hem çabuk bozulacak hem de randımanı düşük olacaktır.

4-Hasat olgunluğuna gelip kendiliğinden yere dökülen fındıkları diğerlerinin de dökülmesini beklemeden toplayınız.

5-Hasat ettiğiniz fındıkları jüt çuvallar içerisinde, aynı gün harmana getiriniz, kesinlikle naylon çuvallar içinde ve sıkışık bir vaziyette bahçede bekletmeyiniz. Çünkü bunun sonucunda küflenme ve çürüme başlar.

6-Harmana getirdiğiniz zuruflu fındıkları büyük yığınlar ve kalın tabaka oluşturacak şekilde yığıp bekletmeyiniz.

7-Zuruflu fındıkları toprakla temas ettirmeyip, yağmurdan koruyunuz. Ancak kızışma olmaması için de fındıkların üzerine örttüğünüz naylon örtüleri, yağmur nedeniyle uzun süre havasız bırakmayınız.

8-Zuruflu fındıkları; beton harmanlara 15-20 cm kalınlığında serip 4-5 saatte bir çevirerek, güneşte 1-2 gün soldurulduktan sonra patoza veriniz.

9-Fındığı verdiğiniz patozun fındıkları zurufundan tam olarak ayırmasına fakat fındık kabuğuna zarar vermemesine dikkat ediniz.

10-Zurufundan ayrılmış dane fındıkları; hafif meyilli ve temiz beton harmanda kurutunuz, eğer harmanınız beton değilse fındığınızın toprakla temasını önlemek için jüt tente veya bez kullanınız.

11-En fazla 5 cm kalınlıkta beton veya jüt tente üzerine sererek kurumaya bıraktığımız dane fındıkları yağmurdan korumak için üzerine örteceğiniz naylon örtüyü direkt fındığın üzerine değil, en az 30-40 cm yükseklikte yaptığınız çardağın üzerine örtmelisiniz.

12-Tam olarak kuruttuğunuz kabuklu dane fındıkların içindeki patozun kırdığı iç fındıklarla yabancı maddeleri seçiniz, çünkü bu maddelerin dayanıklılık süresi az olduğu için küflenecektir.

13-Kuruyan fındıkları iyice soğuduktan sonra, sabah erken veya akşam geç saatte jüt çuvallara doldurunuz. Naylon çuvallara fındık koyulduğunda kızışma yapmakta, bunun sonucunda da küflenen fındıklarda kanser yapıcı etkisi olan aflatoksin maddesi oluşmaktadır ki bu madde hem fındığınızın kalitesini hem de insanların sağlığını etkileyecektir.

14-Kuruyan kabuklu fındığınızı hemen pazara götürmeyecekseniz temiz, rutubetsiz ve havalandırma özelliğine sahip bir depoda muhafaza ediniz.


FINDIK VE AFLATOKSİN

Günlük yaşantımızda sık görülen ve hemen her çeşit gıda maddesinde üreyebilen küfler, son yıllarda üzerinde önemle durulan bir araştırma konusu olmuştur.

Küfler, uygun koşullarda ham ve işlenmiş materyalde çoğalarak bir yandan ürünün kalite ve kantitesini değiştirip bozulmasına neden olmakta diğer yandan da insan sağlığı için az veya çok zararlı toksik maddeler(Mikotoksin) oluşturmaktadırlar.

Funguslar (küfler) geniş bir grup olup bunları halkımız; mayalar, pas hastalığına neden olan organizmalar, bitkilerde çürümelere neden olan ve insan-hayvanlarda hastalık yapan etmenler olarak bilirler. Ancak insanlarca gıda olarak tüketilen, yemeklik mantarların da aynı gruptan olduğu pek bilinmez.

Küflerin zararı sonucu her yıl tarımsal ürünlerin büyük bir çoğunluğu kayba uğramaktadırlar.


FINDIĞA KÜF BULAŞIM NOKTALARI:

Fındıkta küf bulaşması yaygın olup, gelişmeleri insan ve hayvan sağlığı için önemli bir risk oluşturmaktadır.

Küf gelişimi bahçede başlamakta, hasat ve yetersiz veya uygun olmayan kurutma koşulları nedeniyle gelişebilmekte , depolama ve taşıma sırasında da bulaşma miktarı büyüyebilmektedir.

Kabuklu fındıkta hasat , kurutma ve depolama süresince Penicillium , Aspergillus ve Rhizopus cinsine ait türler bulunmuştur. Kabuklu fındıkta A.flavus gelişmesi ağaçta başlamakta, hasat işlemleri boyunca artmaktadır. Harman ve depolamada kabuğu çatlamış fındık daneleri dışında da A.flavus ‘a rastlanmıştır.

Yağışın fazla olduğu durumda küflerin toplam sayısı artmaktadır. Bu nedenle özellikle yağışlı havalarda fındıkların yağmurdan korunması fakat bunu yaparken havasız kalmasına neden olmamalı ,yere düşmüş gerek zuruflu gerekse zurufsuz fındıkların yerde fazla kalması önlenmelidir.

Naturel ve kavrulmuş iç fındıklarda A.flavus, A.niger, A.glaucus, Penicillum, Mucor, Fusarium küfleri bulunmuştur.


KÜFLERİN FINDIKTA YAPTIĞI BOZULMA BELİRTİLERİ:

Küfler gıdaların protein, yağ ve karbonhidratlarını enzimatik faaliyetlerle parçalayarak gıdanın dokusunu değiştirmekte, yağ içeriğinin azalmasına,serbest yağ asiti miktarının artmasına, proteinlerin parçalanmasına, amino asit bileşiminde değişime, renk değişimine, kötü koku oluşmasına, tat değişimlerine ve ağırlık kaybına yol açmaktadırlar. Küfler sağlam gıdanın içine de girebildiklerinden bakterilerden daha fazla zarar vermektedirler. Yüksek nem ve yüksek bağıl nemde depolanan fındıklarda mikrobiyal kaynaklı invertaz enzimi, sukrozu parçalayarak glukoz ve fruktoz oluşturmaktadır.