Fındık yetiştiriciliği ile ilgili problemlerinizi gidermek
maksadıyla bu köşeyi siz fındık yetiştirici Vatandaşlarımız
için hazırladık.
FINDIĞIN
DİKİLMESİ
Ülkemizde Fındık yetiştiriciliğinin
anavatanı olarak bilinmesine rağmen birim alandan alınan
verimin düşük olmasının dikimle ilgili nedenlerini
araştırdığımızda; tesis edilmiş bahçelerin büyük bir çoğunun
dikim aralıklarının çok yakın, dikim derinliğinin çok düşük,
dikim çukurlarının yeterli hazırlanmadığı, çok daldan çok
fındık alınacağı hesabıyla ocaktaki dal sayısının fazla
bırakılması ve gerekli budamanın yapılmadığı ortaya
çıkmaktadır.
DİKİM ZAMANI
Fındık fidanlarının
dikimleri; ekim ayından itibaren, ilkbaharda bitkilere su
yürüyünceye kadar geçen zaman içinde
yapılabilirler.
Dikim kışları ılık geçen yerlerde veya
sahil kol ile orta kolun alt kısımlarında ekim –
kasım aylarında, kışları soğuk ve sert geçen yerde veya orta
kolun üst kısımları ile yüksek kolda soğuklar geçtikten sonra
şubat-mart aylarında yapılabilir.
Erken dikilen
fidanların köklerinde kış boyunca emici kökler meydana gelir.
Bu kökler kış boyunca yağan yağmurlarla yumuşayan toprakla
temasa geçerek fidanların daha çabuk adapte olmasını sağlar.
Bu fidanların yaz sıcaklarına daha iyi dayandığı
görülür.
Sonbaharda yapılan dikimlerin bir avantajı da
tutmayan fidanların yerine şubat-mart aylarında yenilerinin
dikilme imkanının olması böylece yıl kaybı olmadan dikimlerin
tamamlanabilmesidir.
DİKİLECEK FİDANLARIN
SEÇİLMESİ
Fındık bahçesi tesis ederken dikkat
edilecek en önemli şart; dikilecek fidanları seçerek hangi
çeşitler olduğunu ve nereden geldiğini bilmektir.
Hangi
çeşitlerin olduğu bilinmeden tesis edilen bahçelerin 5-6 yıl
sonra ürün verdiklerinde istenmeyen ve birbirlerini tozlayıcı
çeşitlerin olması durumunda yapılan emek ve masrafların boşa
gitmesine neden olacaktır.
Dikilecek fidanların;
gövdeleri düzgün, 0,5 – 1,5 cm arası kalınlıkta, 70
– 100 cm boylarında ve göz sayısının yeterli(en az
3-4), 1-2 yaşında, bol ve bağımsız köklü olması
gerekmektedir.
Bahçe tesis edilirken her 10 ocakta bir
ana çeşidimize uygun tozlayıcı çeşit dikilmelidir. Çünkü her
ana çeşidin tozlanmış dişi çiçeğinin meyveye dönüşüm oranı
tozlayıcı fındığın çeşidine göre değişmektedir.
Aşağıdaki
tablodan her bir ana çeşide uygun tozlayıcılar
verilmiştir.
Ana çeşitler Tozlayıcı (baba)
çeşitler
Tombul (yağlı fındık, Giresun yağlısı)Palaz,
sivri, kalınkara, çakıldak, ince kara, yabani tombul, yabani
palaz, yabani sivri. Palaz Yabani sivri, yabani tombul,
tombul, mincane, incekara Çakıldak (deli sava, gök fındık)
Tombul, palaz, incekara, yabani sivri, mincane
Foşa (yomra,
boyhane) Tombul, palaz, mincane, uzunmusa Mincane (sarı
yağlı, sıra fındık, zango) Tombul, palaz, foşa Karafındık
(kara yağlı) Tombul, mincane,palaz, foşa Sivri Tombul,
palaz, incekara, foşa
Kalınkara (Giresun karası) Çakıldak,
palaz, sivri Uzunmusa (oskara yağlısı, enişte fındığı)
Palaz, mincane, foşa
FİDANLARIN SÖKÜMÜ, DİKİMİ
VE
BUDAMASI
Fidanlar yapraklarının çoğunu döktüğünde
söküme başlanır. Sökerken dikkat edilecek en önemli husus
köklerin zedelenmemesi ve tomurcukların dökülmemesidir. Bu
nedenle sökülecek fidanların etrafı kazılıp çıkarılmalı, elle
çekip asılınarak çekilirse kökler kopup tomurcuklar
kopabilir.
Fidanların köklerinin 15-20 cm civarında ve
üzerlerinde 3-4 göz olması gerekmektedir. Sökülen fidanların
köklerinin kurumaması için sulanmalı veya uzun süre kalacaksa
hendeğe gömülmelidir.
Fidanlar dikilirken 3-4 göz
üzerinden 70-80 cm uzunluğunda yatay olarak kesilirler.
DİKİM ARALIKLARI
Fındık fidanlarının ocak
veya tek tek dikilmelerine göre fidanlar arası mesafeler
farklı bırakılmalıdır. Bahçenin veriminde en önemli faktör
olan, ocaklar arası ve dallar arası mesafeye üreticilerin pek
uymadığı, bahçelerin sık dikilmesi ile tahmin ettikleri gibi
bol değil daha az ürün elde etmektedirler.
Gerek
ocaklar arası mesafenin yetersiz, gerekse ocaktaki dalın fazla
olması sonucu; birbirlerinin güneş almalarını engelledikleri
için, dallar dikine büyür ve zayıf taç geliştirirler. Zayıf
taçlı dalların fındık oluşacak sürgünleri de yetersiz
gelişecek dolayısıyla verim düşecektir. Sık bahçelerde budama,
ilaçlama, gübreleme ve hasat zorlaşacak verilen işgücü
artacaktır.
Ocaklar arası mesafe tespiti yapılırken;
toprağın yapısı, verimliliği, arazinin meyli, dikilecek
çeşidin cinsi ve bahçenin rakımı dikkate alınmalıdır. Bu
nedenle dikimden önce etraftaki bahçeler gezilerek o bölgedeki
dalların gelişmesi oluşturduğu taç izdüşüm ortalaması
ölçülerek tespit edilir. Düz arazide bir ocağın alanı 25-35 m²
civarındadır.
I. DÜZ VE HAFİF MEYİLLİ ARAZİLERDE DİKİM
ŞEKLİ
Düz arazilerde fındık bahçeleri ocak şeklinde
dikim yapılarak tesis edilebileceği gibi, tek dal şeklinde de
dikim yapılabilir.
A- OCAK ŞEKLİDE DİKİM
Ocak
şeklinde dikim, dörtgen ve üçgen şeklinde dikim olarak ikiye
ayrılmaktadır.
1- Üçgen dikim: Bu şekilde dikimde taç
ve kök gelişiminin iyi olduğu görülmektedir. Bu dikimde sıra
üzeri mesafe yukarıda belirtilen faktörler dikkate alınarak
ortalama 5 m, sıralar arası mesafede 4 m olarak alınabilir.
Bunun için düz bir çizgi üzerinde 5’er m mesafelerle
ocak yeri işaretlenir, her ocak yeri arasından dik olarak 4 m
mesafe ilerisine de diğer sıra ocaklarının yerleri
işaretlenir. Bu işlem bahçe alanı boyunca devam ettirilir.
Dörtgen dikime göre aynı alana daha fazla ocak dikilebilen bu
dikime, sac ayağı dikimi veya çapraz dikim de denilmektedir.
Bir ocağın ortalama izdüşüm alanı 20 m² dir.
2- Dörtgen
dikim: Bu dikim şeklinde sıra üzeri ve sıra arası mesafe aynı
veya birbirine çok yakındır. Üçgen dikimde ocak yerleri
birbirlerinin çaprazına geldiği için sıralar arası mesafe sıra
üzerinden daha kısa olmasına rağmen bu dikim şeklinde yan yana
sıraların ocakları aynı çizgi üzerinde olduğu için sıralar
arası mesafe daha fazla tutulmalıdır. Bu nedenle aynı alana
daha az ocak dikilebilmekte olduğu için pek tercih edilmemekte
fakat tarımsal mekanizasyon aletlerinin (traktöre monte çapa
ve pülverizatör v.b) kullanımına daha uygudur. Bir ocağın
ortalama izdüşüm alanı 25 m² dir.
B- DAL ŞEKLİNDE
DİKİM
Dikilen fidandan tek dal oluşumuna izin verilir,
ve verimden düşmesine yakın dip sürgününden yeni bir dal
oluşturulunca eskisi kesilir. Ülkemizde pek tercih edilmeyen
fakat, meyli yüksek alanlarda daha uygun bu dikim şeklinde
sıra üzeri ve arası mesafe 2-2,5m olarak bırakılır. Üçgen veya
dörtgen şekilde dikimi yapılabilen tek dal sisteminde bir
dalın izdüşümü 5-6 m² olarak hesaplanır.
C-ÇİT
ŞEKLİNDE DİKİM
Tek fidandan budama yöntemleri ile çift
sürgün oluşturularak yapılır. Diğer tüm işlemleri Tek dal
dikimiyle aynıdır. Ocak dikimine göre verimi daha yüksektir.
II. MEYİLLİ ARAZİLERDE DİKİM
ŞEKLİ
Meyilli arazilerde de düz arazilerdeki
dikim şekilleri uygulanır. Ancak meyil arttıkça dal izdüşüm
mesafesi yani sıralar arası mesafe de artmaktadır.
Ocak
veya tek dal şeklinde yapılan dikimler, teras veya açılan
ceplere yapılmaktadır.
A- TERASLARA OCAK DİKİMİ:
Teraslara yapılacak dikimler için; 3,5-4m genişliğinde açılan
teraslara ocak dikimleri yukarıda belirtildiği gibi üçgen veya
dörtgen şeklinde yapılır.
B- TERASLARA TEK DAL DİKİMİ:
Meyilli arazilerde ocak sistemindeki 3,5-4m teras açmaya göre
daha avantajlı olan bu dikim şeklinde 1,5x1,5 m veya 1,5x2 m
ebatlarında açılan teraslara tek dal dikimi
yapılmaktadır.
C- CEP DİKİM SİSTEMİ: Meyilli arazide
toprak üst kısımdan başlanarak 2,5-3,5 m çaplarında bir alanı
düzleyerek oluşturulan ceplere; ocak olarak dikim yapılacaksa
1-2m çapında, tek dal olarak dikim yapılacaksa 0,5-1m çapında
ve 40-60 cm derinliğinde açılan fidan dikim çukurları açılır.
D- ÇİT ŞEKLİNDE DİKİM: Geleneksel ocak dikim sistemi
yerine Fındık Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilen
Meyilli arazilerde ocak sistemine göre daha avantajlı olan bu
dikim şeklinde 1,5x1,5 m veya 1,5x2 m ebatlarında açılan
teraslara tek dal dikimi gibi tek fidan dikimi yapılır. Bu
fidana 4 yıl boyunca bir çok budama yapılır ve sonunda tek
gövde üzerinde iki dal oluşturularak geniş bir taç olumu
sağlanır. Bu dikim şekliyle birim alandan en fazla verim
alınmaktadır.
FİDAN ÇUKURLARININ HAZIRLANMASI VE
DİKİM
Tesis edilecek bahçede dikim ocak usulü yapılacak
ise; işaretlenen yerlere 1,5m çapında ve 50-70 cm
derinliğinde, tek dal veya çit usulü dikimde ise 60-70cm
çapında 40-50cm derinliğinde çukurlar açılır. Fidan dikimi
yapılacak bu çukurlar kazılırken üst tabakadaki verimli toprak
bir tarafa, alttan çıkan toprak diğer tarafa yığılır. Eğer
buradan çıkan topraklar iyi değil yani taşlı ise çevreden
verimli toprak getirilir. Çukurların dikimden 10-20 gün önce
açılıp toprağın havalanıp dinlenmesi sağlanmalıdır.
Ocak dikiminde; Çukurların dibi 10-15cm kazılarak
yumuşatıldıktan sonra gübre karışımlı üst tabakanın
toprağından çukura fidanın dikileceği 4 yere atılır, ocak
başına 15-20 kg yanmış ahır güresi ile tahlil sonucunda
önerilen miktardaki fosforlu ve potaslı gübre toprağa
karıştırılarak fidanlar dikilir. Her ocağa dikilecek 4 fidan
çukur kenarından 15-20 cm içerden kuzey, güney, doğu, batı
yönlerinde dikilmelidir.
Tek dal ve çit dikiminde ise;
Çukurların dibi 10-15cm kazılarak yumuşatıldıktan sonra gübre
karışımlı üst tabakanın toprağından çukura fidanın dikileceği
yere atılır, her bir fidan başına 5-10 kg yanmış ahır güresi
ile tahlil sonucunda önerilen miktardaki fosforlu ve potaslı
gübre toprağa karıştırılarak fidanlar dikilir.
Her
türlü dikim için geçerli olan diğer işlemleri ise şöyle
sıralayabiliriz.
Kök çevresine konulan üst tabaka
toprağının elle bastırılarak kök çevresinde hava kalması ve
nem kaybı önlenmelidir. Daha sonra gübre karışımlı alt tabaka
toprağı üste koyulur fakat bastırılmaz. Dikimde dikkat
edilecek diğer bir nokta ise fidanların sökülmelerinden önce
nereye kadar toprağa gömülü iseler oraya kadar (yani kök
boğazlarına kadar) toprağa gömülmeleridir daha sonra toprağın
kabarıklığı gideceğinden ilk etapta 3-5cm toprak seviyesi
yüksekte olabilir. Ayrıca dikilen fidanlara can suyu
(fidanların köklerinin ve toprağı ıslatacak) verilmesi de
unutulmamalıdır.
BUDAMA
Budamanın
Önemi:
Fındık üreticileri tarafından atlama, ayıklama ve
seyreltme olarak ifade edilen budama fındık tarımında
yapılacak işlerin başında gelir.
Halk tipi bahçelerde
gübreleme ve ilaçlama gibi kültürel uygulamalara önem
verildiği halde budamaya gereken önem verilememiştir. Bunun
nedeni fazla daldan fazla verimin elde edileceği yada
budamanın diğer uygulamalar gibi öneminin bilinememesindendir.
Budamanın önemli bir eksiklik olduğunu bilen çiftçi,
uygulanması kolay ve masrafı az olan bu uygulamayı yaptığında
ürününün daha da arttığını görecektir.
Budama: Fındık
ocaklarını meyveye yatırma veya meyve verimini artırma gayesi
ile ocaklara uygun bir şekil kazandırarak, dalları kısaltma
veya kesme işlemleridir. Başka bir ifade ile; fidana, dala
uygun bir şekil vererek erken meyve vermesini sağlamak, toprak
altı ve toprak üstü organlar arasındaki dengeyi kurarak uzun
yıllar bol ve düzenli verim elde etmek, yaşlanarak verimden
düşen dalları yenilemek, ana dallar üzerindeki yan dalları ve
dalcıkları gençleştirme amacı ile kesme ve eğme işlemleridir.
Dikimde fidanlara şekil kazandırılması ile başlayan
budama, ocak içersindeki sık dalların ve dallar üzerindeki
şekilsiz dalcıkların kesilerek seyreltilmesi, yada sık
dikilmiş ocakların bahçe içersinden çıkarılarak ocak
aralarının belli bir mesafede tutulması ile mahsül dallarının
sağlıklı kalmasına, verimin artırılmasına ve ekonomik ömrün
uzatılmasına olumlu sonuçlar sağlayan önemli bir kültürel
uygulamadır.
Fındık üretimi yapılan Karadeniz kıyı
bölgesinde; ılıman, nemli deniz iklimi hakimdir. Bu nedenle
nem oranının yüksek olması toprak ve hava nemini artırdığından
bitkiler daha fazla dala, sürgüne ve yeşil aksama kaçarak
gereğinden fazla büyüme gösterirler. Buna karşılık bitkilerin,
meyve gözü (karanfil, çotanak) ve meyve verimi eğilimi düşük
olmaktadır. Böylelikle bölgede yetişen fındık bitkilerine
seyreltme (şekil) ve verim budamaları uygulayarak yeteri kadar
güneş ve hava almaları sağlanarak fazla miktarda meyve gözü
teşekkülü ile meyve kaliteleri de yükseltilmiş olur.
Fındık bahçelerinde koşullara uygun iyi bir budama ile
aşağıdaki faydalar sağlanır.
1.Başlangıçta dikimden
itibaren planlanmış bir budama ile ocaklardaki yeni fidanlara
istenilen şekil kazandırılmış ve bu şekil muhafaza edilmiş
olunur.
2.Mahsül dalları üzerinde her yıl çok sayıda
göze (tomurcuğa) sahip sürgünler oluşturularak bol ve kaliteli
ürün alınır.
3.Gereğinden fazla boya kaçan ve cılız
büyüyen genç dallara uç vurması yapılarak çok sayıda meyve göz
ve dalcıkları oluşturulması ile bol ve kaliteli meyve
vermeleri sağlanır.
4.Aşırı büyüme gösteren dalların
birbirine girmeleri ve gölge yapmaları önlenerek hem güneş
almaları sağlanmış hem de bakım, ilaçlama ve hasat işlemleri
daha kolay yapılır.
5.Hastalıklı, yaşlı ve kurumuş
dallar ile ocak içlerine yönelen dal ve dalcıklar çıkarılarak
ocaklara istenilen şekilde yayvan bir taçlanma
kazandırılır.
6.Ocaklar arası mesafenin en az 4,5 m en
fazla 6 m olmasını sağlamak için gerektiğinde ocakların
çıkartılması ve ocaktaki ana dal sayısının 4-6 indirilmesi ile
havalanma, güneşlenme ve bitki besin maddelerinden en iyi bir
şekilde istifade etmesi sağlanmış olur.
7.Köklerin
sürgün verme temayülü fazla olduğundan her yıl kök içlerindeki
sürgün ve filizleri temizleyerek kök bölgesindeki besin
maddelerinin sömürülmesi önlenmiş olur.
8.Bahçe
içersinde bulunan birçok yabancı ağaçlar çıkarılarak ocakların
zayıf ve cılız gelişmeleri ile gölgelenmeden dolayı meydana
gelecek verim düşmesi önlenmiş olur.
Budama
Zamanı
Fındıkta budama iki zamanda yapılır.
Sonbahar-Kış Budaması (Esas budama): Fındık bitkisinde
su hareketinin yavaşladığı, yaprakların büyük oranda
döküldüğü, vejetasyonun (bitkinin büyüme ve gelişme
devresinin) durduğu, yedek besin depolama işinin tamamlandığı
ve dinlenme dönemine girdiği devrede budamaya başlanmalıdır.
Bu dönem ise sonbaharda ekim ayının ikinci yarısında başlar
kasım ve aralık aylarına kadar devam edebilir. Bu dönemler
fındığın en iyi budama zamanı olup ocaklar içersindeki
istenmeyen dal ve dalcıklar bu zaman dilimi içinde
ayıklanmalıdır.
İlkbahar Budaması (Yeşil budama): Bu
budama sonbahar budamasını tamamlayıcı niteliktedir. Kış
içinde kırılmış şekli bozulmuş dallar ile ilkbaharda
yaprakların açması ile beraber mart, nisan ve mayıs aylarında
ocak diplerinden çıkan ve obur gelişen sürgünler kesilerek
temizlenmelidir.
Budamada Teknik Kaideler
Bahçe
atlama, ayıklama veya budama işlerine üreticiler tarafından
gerekli özen gösterilmemektedir. Dal ve sürgünler bilinçsiz,
yerden yüksekte kesilmekte kök yada tırnak bırakılmaktadır.
Bazı dallarda yarıklar oluşmakta bazılarında yaralar açılmakta
ve sürgünler zedelenmektedir. Bitkinin sağlıklı kalmasını,
verimin kaliteli ve yüksek olmasını arzu ediyorsak budamanın
kaide ve kurallarına dikkat ederek ayıklama yapılmalıdır.
Bitkiler budamada; kesilmeye ve yaralanmaya karşı
değişik tepkiler gösterirler. Budanan bitki, kesilmiş
yerlerinden özsuyu veya reçine çıkararak kuruma eğilimine
girerler. İşte bitkiler, kesilip yaralanma etkisine karşın
tepki göstererek kesilmiş yaralı bölgeyi korumaya çalışırlar.
Bu tepki ile beraber korunan bitki, iyileşme sürecine girer.
İyileşmenin başlamasından tamamlanmasına kadar belli bir süre
geçecektir. İyileşme süreci yaranın kapanmasından çok sonra
başlar ve bunun için bitki önemli miktarda enerji harcar.
Bitki doğal olarak normal gelişmesine harcayacağı bu enerjiyi
yaranın iyileşmesine harcayacaktır. İyi ve temiz kesimle bitki
gelişmesindeki bu fizyolojik olumsuzluklar en aza indirilmiş
olur. Temiz kesilmiş bölge kesimden hemen sonra iyileşmeye
başlar aynı zamanda da hastalık, mantari etmenler ve hava
koşullarından gelebilecek zararları da azaltmış olur. Bu
nedenle usule uygun iyi ve temiz bir kesimle, budamadan
istenen faydaya en kısa zamanda ulaşılmasına yardımcı olur.
Pürüzlü ve rast gele budama yapılmış bitkilerin, aynı
şartlarda temiz kesim yapılmışlara nazaran daha az büyüdükleri
gözlenmiş, meyve verimlerinde azalma veya gecikmeler
görülmüştür. Ticari amaçlı yetiştiricilikte kaidelere uygun
iyi ve temiz budama, meyve kalitesini artıran önemli uygulama
olduğu görülmektedir.
Yukarıdaki teknik bilgiler
ışığında fındık bahçelerinde budama esnasında aşağıdaki
hususlara dikkat etmek gerekir.
Ocaklardaki ana
dalların kesimi : Ocak içinden çıkarılması gereken ana dalın
kesimi işleminde dal toprak yüzeyinden itibaren testere ile
düzgün bir şekilde kesilmelidir. Diğer mahsül dallarının
yaralanmamasına dikkat edilmelidir. Ağır dalların kesimi
esnasında yara yüzeyinde çatlaklık oluşmaması için dalın yarı
belinden, önce alt kısmından biraz, sonra da üst kısmından
keserek dalın önemli ağırlığı atılmış olur. Kalan diğer kısım
ise dipten itibaren kolayca kesilebilir. Bu şekilde tekniğe
uygun kesimle ocak içlerinde istenmeyen kök ve tırnaklar
bırakılmayarak temizlenmiş olur.
Ana dal üzerindeki
yan (tali) dalların kesimi : Ocak içinde ana dallar üzerinde
birbirlerine girmiş şekilsiz büyüyen dalcıklar ana dalla
birleştiği yerden tırnak bırakmadan düzgün bir şekilde
kesilmelidir. Eğer bileşim yerinin üzerinde yüksekten tırnak
bırakılarak kesim yapılacak olursa tırnak yeri bitki özsu
hareketi akım yollarından uzakta kalacağından bitki enerji ve
kuvvet israfına uğrar. Bu şekilde yara yeri kapanmaz ve tırnak
kuruyarak çürüklük sağlam dal kısımlarına geçerek zararlıların
ve hastalık etmenlerinin bulaşmasına neden olur. Dalcıkların
budanmasında, kalın dalları testere ile ince dalcıkları budama
makası ile kesmek daha sağlıklı olur.
Sürgün uçlarının
kesimi (Uç vurma): sonraki yılların mahsül dalını oluşturmak
için bir iki yıllık sürgünlere uç vurması yapılır. Aynı yerden
çıkan sürgünlerden zayıf, cılız ve şekilsiz büyüyenler dipten
itibaren kesilerek iyi gelişen bir tanesi bırakılır. İyi
gelişme gösteren bu sürgünü mahsül dalı oluşturmak için uca
yakın, ocağın dışına bakan gözlerden birinin üzerinden tırnak
bırakmadan kesilmesi gerekir. Kesim işlemi gözün (tomurcuğun)
ters istikametinden yapılmalıdır. Bunun için, yara yüzünün üst
kısmı gözün ucuna, alt kısmı gözün dibine gelecek şekilde
meyilli olarak kesilmelidir. Tomurcuğun üzerinden daha fazla
meyilli veya sıyırma şeklinde kesim yapılırsa hem yara yeri
büyütülmüş ve hem de son göz fazla açıkta kalarak kuruma
tehlikesine maruz bırakılmış olur. Tomurcuğun yükseğinden uzun
kesilerek tırnak bırakılacak olursa, bu tırnak özsu akımından
uzak kalacağı için yara kapanmaz ve buradan çürüklük sürgüne
geçmiş olur. Budamada bu önemli hususa dikkat ederek sağlıklı
bir dalla bol ve kaliteli ürün elde edilmelidir.
Sürgünlerin budanmasında, budama serpeti kullanmak
makasa göre daha sağlıklı olur. Dokuları ezmez yaranın daha
kolay kapanmasını sağlar. Makasla budamada, sürgünün dışa
bakan gözün ters yönünden ve kesme işlemine gözün alt
hizasından makası tutarak başlanmalı, bitkinin göz ve dokuları
zedelenmeden kesilmelidir.
Ocak diplerinde üç dört
yıllık obur gelişen ve boya kaçan genç dalları mahsüle yatırma
amacıyla uç vurması yapılmalıdır. Uç vurması yine dışa bakan
gözün veya sürgünün hemen üzerinden meyilli olarak
kesilmelidir. Tepe vurması yapılmamış sürgün veya genç dallar
fazla boya kaçtığından ana gövde de az sayıda sürgün ve göz
teşekkülü oluşmakta, cılız ve zayıf büyümektedirler. Tepe
vurması ile kısaltma budaması yapılan sürgün veya genç dallar
kalınlaşmakta, ana gövdeleri üzerinde daha çok sürgün ve göz
teşekkül etmekte, gümrah gelişmekte iyi bir taçlanma yaparak
daha erken mahsule yatmaktadırlar.
Yaraların
Macunlanması : Budama sırasında meydana gelen küçük yaralar
aşı macunu ile kapatılmalıdır. Büyük yaraların, mayıs (taze
sığır gübresi) ve kil karışımı bir çamur ile sıvayarak ve
telisle sararak güneş tesiriyle kurumaları ve yanmaları
önlenir ve bu sayede yaranın kolayca kapanması sağlanmış olur.
Budama Aletleri:
Budama testeresi :
Ocaklardaki ana dalların ve kalın yan dalların kesilmesinde
kullanılır. Budamada kullanılan testerenin çeliği sert, ince,
derin dişli ve keskin olmalıdır. Boyu kısa ve eni dar olmalı,
fazla enli ve uzun olmamalıdır. Kısa ve dar testere ocak
içinde daha kolay ve çabuk iş görür.
Budama makası :
Yıllık sürgün ve ince dalcıkların kesilmesinde kullanılır.
Makas keskin olmalıdır.
Serpet : Uç vurmasında
kullanılır. Sürgünlerin kesilmesinde de kullanılabilir. Serpet
çakıya benzer ancak çakıdan farkı uçlarının hafif eğri
olmasıdır. Serpetler muhtelif boyda olup sert çelikten
yapılmalı ve keskin olmalıdır.
Çepin : Bir tarafı keskin
diğer tarafı çatal şeklindedir. Çepinler kök sürgün
temizliğinde kullanılırlar.
Usta bir bahçe budamacısı
veya bilinçli bir üretici bu aletleri yanında bulundurarak
budamaya başlamalıdır. Üreticilerimizin büyük çoğunluğu bu
aletleri tanımamaktadırlar. Yörelere göre adları değişik
olmakla beraber ‘Girebi’ ve
‘Orak’ gibi aletleri kullanarak dal ve
sürgünlerde yaralanmalara neden olmaktadırlar. Ana dal ve yan
dalların kesimi yüksek yapılmakta, kesim yüzeyleri düzgün
olmamakta ve dallarda yarılmalar meydana gelmektedir. Bu
yarıklar haşerelere yataklık etmektedir. Dip sürgün temizliği
eksik yapılmaktadır. Arzu edilmeyen bu nedenlerden dolayı
budama aletlerinin kullanılması daha sağlıklı
olur.
Tekniğe Uygun Dikilmiş Fındık
Bahçelerinde Budama:
Bu bahçelerde ocaklar, sıra arası
ve sıra üzeri mesafeler belli aralıklara göre dikilmiştir.
Ocaklardaki taçlanmanın oluşturacağı genişlik arazinin şekline
göre ayarlanmıştır. Yeni dikilen fidanlar ilk beş yılda
verilen terbiye sistemine göre belli bir şekil kazanmıştır.
Beşinci yıldan itibaren verim çağına girerler ve on yaştan
sonra en yüksek mahsüle yatarlar. Bu yüksek verimlilik 20-25
yaşlarına kadar devam eder. Bu verim döneminin içinde her
yılın sonbaharında kurumuş, kırılmış, yaralanmış, hastalıklı,
birbiri içersine girmiş dallar ile obur sürgünler ve verilen
şeklin dışına taşmış dallar ve yıllık sürgünler kesilirler.
20-25 yaştan sonra dallar üzerindeki dalcıklar sıklaşır,
yıllık sürgün boyunda kısalma ve miktarında azalmalar olur
verim düşmeye başlar. İşte verimin düşmeye başladığı
fizyolojik dengenin bozulduğu bu dönemde yıllık sürgün miktar
ve uzunluğunu artırmak için mümkün olduğunca verilen şekle
bağlı kalmak kaydı ile 10 cm.den kısa sürgünler ve yan dallar
üzerindeki dalcıklarda seyreltme yapılır. Dal içlerine ve
tacın dışına taşan uzun sürgünler kısaltılarak vegatatif ve
generatif gelişmeye hız kazandırılır. Dolayısı ile bozulan
fizyolojik denge yeniden kurulacak şekilde yıllık budama
işlemleri ağırlaştırılarak uygulanır.
Tekniğe Uygun
Dikilmemiş Fındık Bahçelerinde Budama:
Bu tür üretici
bahçeleri tekniğine göre uygun dikilmemiş halk bahçeleridir.
Dikimden itibaren mahsül dönemine kadar belli bir terbiye
sistemi verilmediğinden adeta kendi haline büyümeye ve
gelişmeye terk edilerek ocaklar gelişigüzel dallanma
göstermiştir. Bu tür bahçelerde fazla ocak dikiminin olması,
istenilen şekilde gerekli budama uygulaması yapılamaması
neticesinde düzenli verim alınamamıştır. Tekniğine uygun
dikilmemiş ve belli bir terbiye sistemi verilmemiş bu halk
tipi üretici bahçelerinin hatalı özelliklerini şu şekilde
sıralayabiliriz :
1.Çok sık dikilmiş ve yaşlanmıştır.
2.Ocaktaki ana dal sayısı istenilen sayıdan çok
fazladır.
3.Dikimde ana dallar arasında bırakılan
mesafe çok dar tutulduğundan bir noktadan dallanma
göstermekte, kökleri birbiri içinde gelişmekte, yüksekten
dallanmakta ve dallar iç içe girmiş bulunmaktadır.
4.
Ocak içleri kapalı olup havalanma ve güneşlenme yeterli
değildir.
5.Ocaktaki ana dalların gelişmesi düzensiz ve
dallar arasında yaş farkı bulunmakta olup hasat sırasında
dalların birbirine sürtünmesinden dal ve dalcıklar kırılmakta,
mahsül gözleri de dökülmektedir.
6. Fizyolojik denge
bozulmuş, özellikle güneş görmeyen kısımlarda kısa, cılız ve
birbiri içinde gelişme gösteren sıhhatsiz dallanma
görülmektedir.
7.Hastalıklı, kuru, yaşlı dallar ile
dip sürgünlerinin kesimi yüksek yapılmakta , ana kökler
üzerinde bırakılan kök sürgüleri ile yıllardır üretime devam
edildiğinden kökler kütükleşmekte ve fonksiyonunu yerine
getiremez duruma gelmiştir.
8. Bahçe içersindeki
birçok yabancı ağaçların (kızılağaç, meşe, elma, kiraz vs.)
kök bölgeleri fındığın bitki besin maddelerine ortak olmakta,
geniş taç şekilleri ise özellikle kuzey yöneylerinde
güneşlenmeyi engelleyerek gölgelemeye sebep olmaktadır.
Bu tür hatalı kurulmuş bahçelerden istenilen
ürünün alınabilmesi için belli bir plan sıralaması dahilinde
budamaya başlanmalıdır. Bunun için şu sırayı takip etmeliyiz.
1.İlk önce bahçe içersinde yer alan yabancı ağaçlar
bahçeye zarar vermeyecek şekilde toprak yüzeyi ile beraber
kesilip temizlenmelidir.
2.Ocaklar arası sık
olduğundan bir dekara düşen fazla ocaklar çıkartılarak ocaklar
arasındaki mesafeyi 4-6 m olacak şekilde genişleterek 40-50
ocağa indirilmelidir. Ocak çıkartırken önce gelişmesi zayıf
olan ve bahçedeki hakim çeşidin dışında kalan çeşitler
çıkartılmalıdır. Gelişmesi iyi olan ocak ve çeşitler ile
tozlanmaya yardımcı olan asgari sayıda çeşit bırakılmalıdır.
3 Ocaktaki ana dal sayısı hedef alınarak 10-20
civarında bulunan dallar 4-5 dala indirilmelidir. Ocaklardan
dal çıkartırken şu hususlara dikkat edilmelidir. Önce
hastalıklı, yaşlanmış, kurt vurmuş, kurumuş ve kırılmış dallar
toprak seviyesinden kesilerek çıkarılmalıdır. Sonra ocak
ortasındaki dallar çıkarılarak içleri hava ve güneş alacak
şekilde yanlara gelişme gösteren dallar bırakılır. Birbirine
çok yakın ya da üst üste gelişme gösteren dallardan aynı yönde
büyümüş bir tanesi bırakılarak diğerleri budama testeresi ile
dipten kesilmelidir. Böylece ocaklara ortası açık ve yanlara
dallanma gösteren bir yapı kazandırılmış olur.
4. Ocak
boşluklarında kök sürgünleri geliştirilerek ocağın boş kalan
kısımları doldurulmaya çalışılır, geri kalan kök sürgünleri
ana kökleri yaralamadan çepinle dikkatlice temizlenir. Ocakta
bırakılan ana dallar tek tek elden geçirilerek budama makası
ile iç içe girmiş, hastalıklı, kurumuş ve yaralanmış dal ve
dalcıklar tırnak bırakılmadan kesilir. Ocak içlerinde gelişen
obur sürgünler alınır, yanlara fazla taşan sürgünlerde tepe
vurması yapılır. Yan dallarda almaşıklı, uzun ve kuvvetli
gelişen sürgünler bırakılır. Kısa gelişen sürgünler kesilerek
seyreltme yapılır. Böylece gübreleme ile birlikte bozulan
fizyolojik dengenin yeniden kurulmasına çalışılır.
Köklerde kütükleşme, ana dalların büyük çoğunluğunda
karacakarta kaçma, sürgün gelişmesinde zayıflama ve dallarda
çıplaklaşma varsa bu tür bahçelerin bozulan fizyolojik
dengesini budama ve gübreleme ile sağlamak çok güçtür. O
nedenle bu bahçelerin sökülerek 1-2 yıl toprak
dinlendirildikten sonra yeniden dikim usullerine göre
kurulması gerekmektedir.
Kök Sürgün
Temizliği
Fındığın kök sürgünü verme temayülü çok
fazladır. Ana dalların kökleri üzerinde her yıl bol miktarda
gelişme gösterirler. Gelişen bu kök sürgünleri ocağın besin
maddesine ortak olmakta, dalların sıklaşmasına sebep olmakta,
havalanma güneşlenmeyi engellemektedir. Bu nedenlerle üretim
süresi boyunca dikilen dal sayısı sabit tutularak gelişen kök
sürgünleri Sonbaharda ve Mayıs sonu Haziran ayı başında olmak
üzere yılda en az iki kez çepin ile temizlenmelidir. Ancak
üretim süresi boyunca kurumuş, kırılmış, hastalıklı ve
yaşlanmış dalların çıkarılması durumunda boşalan dal
istikametinde büyüyen kök sürgünlerinden bir tanesi bırakılır
ve geliştirilir. Böylece ocak içersinde boşalan dalların
yerleri doldurulmuş olur.
FINDIĞIN HASAT
OLGUNLUĞU KRİTERLERİ
Fındık, hasat olgunluğu
dediğimiz kriterler tamamlandığında hasat edilmelidir. Böylece
bir yıl boyunca verdiğimiz emeğin karşılığını tam alalım.
Birkaç günlük acelemiz nedeniyle yapacağımız erken hasadın
üretici gelirindeki düşüşün yanında fındığın kalite ve kantite
olarak değer kaybı ile depolanabilme süresine de olumsuz etki
etmektedir.
Bahçede tek çeşit fındık var ise dallar
silkelendiğinde daldaki fındıkların yarısından fazlasının yere
düşüyorsa hasada başlanmalıdır. Bahçe karışık çeşitlerden
oluşuyor ise çeşitler arasındaki olgunlaşma süresi farklılığı
dikkate alınmalı, hasada erken olgunlaşan çeşitlerden
başlayıp, daha sonra geç olgunlaşanların da bu süre içinde
iyice olgunlaşması beklenmelidir.
Hasat olgunluğuna
gelmiş fındıkların gösterdiği belirtileri şöyle
sıralayabiliriz:
- Zurufların sararıp, kızarıp
kahverengileşmeye başlaması.
- Fındık danelerinin 3/4
oranında kızarıp, doğal rengini almış
olmaları.
-Daneler zuruf içinden çok kolayca
çıkabilmesi.
-Kabuk kırıldığında iç fındığın zarının
koyu krem rengine dönüşmesi.
-Son yıllarda yapılan
laboratuar çalışmalarında olgunlaşan kabuklu fındıkların nem
oranlarının %30 ‘un altına indiği
saptanmıştır.
ERKEN HASATIN
OLUMSUZLUKLARI
Erken hasatın fındıkta yaptığı olumsuz
etkileri şöyle sıralayabiliriz.
1-Randımanın düşmesine
neden olur.
2-Buruşuk oranı artar.
3-Yağ oranı
düşer.
4-Tat ve aroması azalır.
5-Göbek boşluğu
büyür.
6-Depolanabilme süresi kısalır (Erken hasat edilen
fındıklarda küf gelişimi (Aflatoksin oluşum riski armakta)
daha fazla olmakta) .
FINDIKTA HASAT
Fındık hasadı ülkemizde genellikle elle ve
silkeleyerek toplama şeklinde yapılmaktadır. Önceleri daha çok
elle toplama yöntemiyle hasat yapılmakta iken gerek
üreticilerin bilinçlenmesi gerekse işçiliğin artması ile
silkeleyerek toplama yöntemiyle hasat şeklinin yayılmasına
etken olmuştur.
Özellikle italya‘da
kullanılan hasat makinaları ülkemizde kullanılmamaktadır.
Bunun nedeni ise; arazinin çok eğimli olması, bahçelerin tek
dal ve sıravari değil karmaşık ocak şeklinde tanzim edilen
farklı çeşitlerden oluşması ile üreticinin ekonomik gücünün
zayıf olmasıdır.
En geçerli yöntem hem işçilik
masrafının az olması hemde olgunlaşan fındıkların yere
düştüğünden erken hasadı da önlemiş olması ile de avantaj
sağlayan dalların silkelenerek yere düşen fındıkların elle
toplanmasıdır.
Son yıllarda ülkemize ihraç edilen
sırtta taşınan hasat makinaları fazla alıcı
bulamamıştır.
1-Elle Toplama (hasat) : Hasat
olgunluğuna ulaşan fındıklar dalların elle veya mahalli adları
bölgelere göre gereve, gelberi, gegek olarak tanınan yardımcı
alet yardımıyla çekilerek dal üzerindeki fındıklar toparlanıp
işçilerin belinde bağlı genellikle ham fındık sürgünlerinden
örülerek yapılan sepetlere veya bez torbaya konur. Fındıkla
doldurulan bu sepetlerdeki fındıklar harar-şelek veya
çuvallara boşaltırılarak harmana
taşınır.
2-Silkeleyerek yerden toplama : Hasat
olgunluğuna ulaşan fındıklar, dalların elle veya son yıllarda
piyasada satışa sunulan ve zeytin hasadında da kullanılan
silkme makineleri ile sallanarak fındıkların yere düşmesi
sağlanır düşmeyen fındıklar ise bir çarpı (uzun bir
çubuk)yardımıyla düşürülür. Bu işler genelde erkeklerce
yapılır. Daha sonra yerdeki fındıklar toparlanarak sepetlere
doldurulur ve diğer yöntemdeki gibi harmana taşınır.
Daldan elle toplamaya oranla dal, sürgün ve gözlerinin
daha az olduğu bu yöntemde de silkme ve çarpma esnasında
dikkat edilmelidir.
37Yerden toplanan fındıklara
Aspergillus flavus adlı küfün bulaşma riski arttığı için yere
düşen fındıklar yerde bekletilmeden toplanmalıdır. Bu küf
fındıklarda insan ve hayvanlara kanserojen etki yapan
mikotoksin oluşturmaktadır.
3-Makineyle hasat : Hasat
olgunluğuna gelen fındıkların silkelenmesiyle birlikte yere
düşen zuruflu fındıkları vakumlu emiş gücüyle haznesine alan
değişik modellerde makinalar vardır. Bunların bazı modellerine
ayıklama (patoz) tertibatı ilave edilerek hasat edilen zuruflu
fındıklar ayıklanarak iki işlem birden yapılmış olur. Fakat
ülkemizdeki fındık bahçeleri makinalı hasat için gerek arazi
yapısı (meyil) gerekse bahçenin tesis şekli bakımından pek
uygun değildir. Ancak son yıllarda geliştirilen küçük modeller
piyasada satılmaya başlanmıştır.
HARMANLAMA
Hasat edilen fındıklar yörelere
göre değişen adlarla anılan 30-40 kg’ lık zuruflu
fındık alabilen çuval,harar,şeleklerle sırtta veya ulaşım
araçları ile harman yerine taşınırlar.
Harman yerlerinin
en uygun olanı beton ve yağmur suyunun birikmemesi için hafif
meyilli olanlarıdır. Ancak ülkemizdeki fındık harmanlarının
büyük çoğunluğu ev önlerindeki diğer zamanlarda avlu olarak
kullanılan düz veya hafif meyilli çim veya toprak
harmanlardır.
Genelde, ağustosun ilk haftası sahil,
ayın ikinci yarısı da yüksek kollarda başlanan hasatla beraber
şenlenen harmanlar yıllık emeğimizin karşılığını almak için
sayılan günlerin sonuna gelindiği günlerdir.
Tüm
tarımsal faaliyetleri eksiksiz yapıp yetiştirdiğimiz, göz
bebeğimiz ürünümüzün son anda kalitesini kaybettirmeden pazara
ulaştırmamız için yapmamız gerekenleri şöyle sıralayabiliriz.
..Hasat edilen fındıklar jüt çuvallar içerisinde,
aynı gün harmana getirilmeli, kesinlikle naylon çuvallar
içinde ve sıkışık bir vaziyette bahçede bekletilmemelidir.
Çünkü bunun sonucunda küflenme ve çürüme
başlar.
--Harmana getirilen zuruflu fındıklar büyük
yığınlar ve kalın tabaka oluşturacak şekilde yığılıp
bekletilmemelidir.
--Zuruflu fındıklar toprakla temas
ettirilmemeli ve yağmurdan korunmalıdır. Üzerine örtülen
naylon örtü çardak şeklinde olmalıdır.
--Zuruflu
fındıklar; beton harmanlarda 15-20 cm kalınlığında serilerek
güneşte 1-2 gün soldurulduktan sonra patoza
verilmelidir.
--Fındığı verdiğimiz patoz fındıkları
zurufundan tam olarak ayırırken fındık kabuğuna zarar
vermemelidir.
--Zurufundan ayrılmış dane fındıkları;
hafif meyilli ve temiz beton harmanda, eğer harman beton
değilse fındığın toprakla temasını önlemek için jüt tente veya
bez kullanılmalıdır.
--Beton veya jüt tente üzerine
sererek kurumaya bıraktığımız fındıkları yağmurdan korumak
için üzerine örteceğimiz naylon örtüyü direkt fındığın üzerine
değil, en az 30-40 cm yükseklikte çardak yaparak
örtmeliyiz.
--Tam olarak kuruyan (en fazla %12 nem)
kabuklu dane fındıkların içindeki patozun kırdığı iç
fındıklarla yabancı maddeler seçilmeli, çünkü bu maddelerin
dayanıklılık süresi az olduğu için küflenerek aflatoksin
oluşturmaktadır.
--Kuruyan fındıklar iyice soğuduktan
sonra, sabah erken veya akşam geç saatte jüt çuvallara
koyulmalıdır. Naylon çuvallarda fındıklar kızışma yapmakta,
bunun sonucu da küflenme oluşacağından jüt çuval
kullanılmalıdır.
DEPOLAMA
Hasat
edildikten sonra en fazla %12 nem içerene kadar kurutulan
kabuklu fındıklar ya pazara götürülüp satılır ya da üretici
tarafından ihtiyacına göre bir süre evlerinin bir köşesinde
daha fazla ise bir depoda bekletilir.
Özellikle ihracat ve
ticaret amacıyla alınan fazla miktardaki fındıklar, Jüt
çuvallarda veya dökme olarak depolanan kabuklu fındıkların
bekletildiği depoların;
-Havalandırılmalarının
yapılabilmesi için karşılıklı penceresinin olması ve bu
pencerelerin uçucu depo zararlılarının girişlerine engel
olacak şekilde ince tel ızgaralarla kaplı olması,
-Kapı
altlarının fare girişini engel olacak şekilde
kapanabilmesi,
-Isılarının 15-20 º C yi aşmaması ve
genelde serin olması ,
-Herhangi duvarının toprakla
temas etmemesi,
-İçlerinden gerek temiz gerekse pis su
borularının geçmemesi,
-Çatılarının aşırı sıcak ve
soğuğu geçirmemesi,
-Çatı sundurmalarının deponun yan
duvarlarının sepken şeklinde yağan yağmurlardan ıslanıp nemi
içeri vermeyecek şekilde yapılmış olması,
-İç ve
dışlarının sıvalı olması , gerekmektedir.
Eğer
fındıklar bir yıl ve daha uzun süre depolanacak ise depo
ısısının 2-4,5º C arasın da, nispi nem oranının da %55-70
arasında olması gerekmektedir.
FINDIK ZARALILARI VE
MÜCADELESİ
FINDIK KURDU
(Balaninus (Curculio ) nucum
L.)
TANIMI VE YAŞAYIŞI:
Erginleri Kül
renkli 6-7 mm boyunda hortumlu bir böcektir. Bacaksız olan
Larvalar tombul beyaz ve kıvrıktır.
Ergin çıkışı Mart
ayında başlar, nisan sonunda tamamlanır.16 Cº nin altında
fazla aktif değildir. Nisan sonlarına doğru ergin çıkışları
tamamlanmış olur. Haziran ayına kadar beslenerek zararlı
olurlar. 20 Cº nin altında uçamaz aynı fındık ocağında
beslenirler. Haziranda yumurtlamaya başlarlar, ve
yumurtalarını meyve kabuğunun hemen altında hazırladığı bir
yuvaya bırakır. Yumurta bırakılan meyve kabuğu üzerinde 4-5 mm
uzunluğunda bir çizgi görülür.
Bir dişi ortalama 42
yumurta bırakır. Ve her meyveye bir yumurta bırakır. Kuluçka
döneminden sonra (8 gün) yumurtadan çıkan larva (kurtçuk) bir
ay kadar meyve içinde beslenir daha sonra larva 1,5
–2 mm ‘lik bir delik açarak fındık
danesini terk ederek kışı geçirmek için toprağa geçer daha
sonra ise pupa (krizalit) dönemine girer.
Aynı yıl
toprağa giren larvadan %18 ‘i 1. yılda ,
%75’i 2. yılda ve %7’si ise 3. yılda ergin
bir böcek olarak çıkarlar. Şiddetli kış ergin çıkışını artırır
ergin böceğin ömrü 3 aydır.
ZARAR ŞEKLİ,
EKONOMİK ÖNEMİ VE YAYILIŞI:
Özel bir fındık zararlısı
olmasına rağmen, nisan mayıs aylarında elma, kiraz, karayemiş,
armut, döngel, muşmula ve bir çok çiçekli çiçeksiz bitkiler
üzerinde beslenirler.
Bu böceğin fındığın meyvesindeki
zararı hem beslenme hem de yumurta koymak şeklinde
olmaktadır.
Fındığın meyve kabuğunu hortumunun ucundaki
dişleriyle kemirerek delen böcek, kabuk içindeki etli kısımla
beslenir. Normal iriliğe erişip sertleşene kadar zarara
uğrayan meyvelerin içi bozularak sarı bir renk alır. Sonunda
beslenemeyen bu kabuk üzerinde çöküntüler oluşur buna halk
arasında sarı karamuk denir.
Aynı bu şekildeki zarar,
meyvenin normal iriliğe ulaştığında olursa biraz sertleşmeye
başlayan kabuklarda oluşan çatlaklardan sızan sıvı havayla
temas ettiğinde siyah bir renk alır ve gerek zuruf gerekse
dane kabuğu üzerinde siyah kirli bir şekil alır ki, buna halk
arasında kara karamuk denir.
Bir dişi böcek kabuklarına
yumurta koyduğu ortalama 42 meyve içleri bu yumurtadan çıkan
larvalarca 1 ay boyunca yenmekte pislikleri de dane içinde
birikir. Ayrıca gelişen larvaların çıkış için 1,5-2 mm delik
açtığı ve Üreticilerin de delik (koruk, boş) fındık dediği bu
fındıkların, artık hiçbir değeri yoktur.
Sonuç olarak
bir böcek beslenerek yaklaşık 80 meyveye, bir dişi böcek ise
yumurta koyarak ortalama 42 meyveye zarar verir. Buradan bir
çift böceğin ortalama 200 meyveye zarar verdiği anlaşılır.
600-750 adet fındığın 1 kg geldiği düşünüldüğünde zarar boyutu
daha iyi anlaşılacaktır.
MÜCADELESİ:
Fındık
kurdunun etkin bir doğal düşmanı yoktur. Ancak bazı kuşların
ergin avcısı oldukları ve Beaveria densa mantarının topraktaki
larvaları parazitlediği saptanmıştır.
Kültürel
mücadele:Bahçe toprağının çapalanması ve hayvan otlatılarak
hayvanların tırnaklarıyla kışı toprak içinde geçiren pupaları
ezmesi populasyon düşüşüne katkı sağlar.
Kimyasal
mücadele: ilaçlamada amaç böceklerin hem meyvelerde
beslenmesini hem de yumurta koymasını engellemeye
yöneliktir.
İlaçlı mücadele kabuklu fındık daneleri 3-4
mm iken (mercimek iriliği) Bölgelere ve yıllık iklim
şartlarına göre değişmekle birlikte nisan sonu ile mayıs ayı
ilk yarısında yapılmalıdır.
İlaçlamadan önce böcek
sayımı (survey) yapılmalıdır. Bunun için sabahın erken
saatinde 3x4m ‘lik bir bez üzerine ,30 ocakta darbe
(silkeleme) yapılmalı eğer 10 ocak başına 2’den
fazla ergin böcek düşerse ilaçlı mücadele yapılmalıdır.
İlaçlama sabahın erken veya akşam serinliğinde yağışsız ve
sakin bir havada yapılmalıdır. İlaçlamadan çok kısa bir süre
sonra yağmur yağarsa böcek sayım (survey) çalışması
tekrarlanmalı 2’den fazla böcek düşerse ilaçlama
tekrarlanmalı.
İlaçlama yapılırken fındık bitkisinin tüm
yapraklarının ilaçla kaplanması
sağlanmalıdır.
İlaçlamada sulandırılabilir ilaç
kullanılıyorsa; 1 dekara önerilen ilaç miktarı 8-10 lt su ile
karıştırılarak bir atomizör yardımıyla
yapılır.
İlaçlamada toz ilaç kullanılıyorsa ;1 dekar
için önerilen ilaç Atomizörün toz tertibatı kullanılarak veya
tozlayıcı sırt körüğü ile yapılır.
Fındık kurdu
mücadelesinde kullanılan ilaçların aktif maddeleri ve kullanım
dozları:
Etkili madde
Adı ve Oranı Formülasyonu Dozu
(preparat)
Dekara
Carbaryl %85 WP 150 gr.
Carbaryl
%5 TOZ 3 kg.
Methiocarb %2 TOZ 3 kg.
Methiocarb %50 WP
150 gr.
Lambda cyhalothrin %25 WP 100 gr.
Carbosulfan
250 g/l EC 125 ml.
Carbosulfan 480 g/l EC
60ml.
Carbosulfan %2 TOZ 3 kg.
Dioxacarb %50 WP 100
gr.
Dioxacarb %3 TOZ 3 kg.
Furathiocarb 400g/l EC 100
ml.
Promecarb %50 WP 150 gr.
Promecarb %5 TOZ 3
kg.
FINDIK KOZALAK AKARI
(Eriophyes
avellana) ( sin. Phytocoptella avellana)
TANIMI VE
YAŞAYIŞI:
Çok küçük ortalama 0,09 mm uzunlukta ince
uzun silindir ve havunç şeklinde, mat beyaz renkli bir
akardır.
Hysterosoma’da küçük çıkıntıların
teşkil ettiği 60 halka bulunur. Vücudun ön kısnımda iki çift
bacak bulunur. Yumurta şeffaf beyaz yuvarlaktır. Yumurtadan
çıkan yavru anaya benzer fakat çok küçüktür.
Hayat
döneminin kozalak içinde geçmesi döllerin birbirine karışması
ve kozalak içinde bütün biyolojik dönemlerin karışık olarak
bulunması fındık kozalak biyolojisi bütün ayrıntıları ile
incelenememiştir.
Marttan Nisan ayı başına kadar
kozalaklar tepelerinden patlar ve nimfler göç ederek yani
uyanmış 3-3.5 cm. uzunluğundaki sürgünlere geçerler. Yaprak ve
yaprak koltuklarında beslenerek dolaşırlar. Sürgünlerde ilk
iki yaprakçık hariç üçüncü yaprak tomurcuk gurubundan
ayrıldığı zaman bu yaprak koltuğunda beliren göze 2-5 adedi
bir arada girerler. Yapraklar arttıkça gözlere girişte artar,
taki Haziran ayında eski galler tamamen kuruyup buradaki
akarların çoğalması kesilene kadar devam eder.
Haziran
ayı içinde nifmler ergin olur ve yumurtlamaya başlar,
yumurtadan tekrar nimfler meydana gelir. Bu şekilde yaz
aylarında ayda bir döl, kış aylarında daha uzun zamanda
meydana gelen döllerde kozalakların içi yumurta, nimf ve
erginlerle dolar. Zararlı yoğunluğunun artması ile gözler
irileşir 0,5-3 cm. çapında galler oluşur.
Ekim ayında
bazı kozalaklar açılmaya başlar. Bunlardan bir kısım akarlar
çıkıp sağlam gözlere girerse de bunların sayısı fazla
değildir. Kışı kozalakların içinde geçirirler.
ZARAR
ŞEKLİ, EKONOMİK ÖNEMİ, YAYILIŞI:
Fındıkların meyve ve
sürgün gözlerine girerek onları şişirir, deforme ederek
kozalak haline dönüşmesine neden olur.
Kozalak en çok
sürgün uçlarında gözükür. Uçtan itibaren dördüncü göze kadarda
teşkil edebilir. Deforme olan gözler fonksiyonlarını yerine
getiremediği için uç kurumaları ve meyvelerde azalma görülür.
Genel olarak her üç sürgünden biri meyve
sürgünüdür.
Her meyve gözünde (çotanak) 3-4 meyve
bulunur. Bu durumda her kozalağın bir meyveye zarar verdiği
kabul edilirse zararlının önemi daha iyi anlaşılır. Ayrıca
azda olsa püsler (erkek olan) hücuma uğrayabilir. Tüm fındık
bahçelerinde yaygın olup genç fındıklıklarda yoğunluk
göstermektedir.
MÜCADELESİ:
Kozalaklar içinde
çok sayıda Predatör akar ve Orius spp. Saptanmış ancak
bunların etkinlik dereceleri
bilinmemektedir.
Şubat’tan Mart ayı başına
kadar fındık bahçelerindeki kozalaklar toplanıp imha edilirse
yoğunluk önemli bir bölümde azalmaktadır.
İlaçlı
Mücadele:
İlaçlama yapılacak bahçelerde bir ön sayım
yapılmalıdır. Bu amaçla 1-10 dekar büyüklüğündeki bahçelerde
10’ar, 10-30 dekar büyüklüğündeki bahçelerde
20’şer, 30 dekardan büyük bahçelerde de
30’ar ocak tesadüf prensiplerine uygun olarak
işaretlenir. İşaretli her ocağın birer dalındaki kozalaklar
sayılır. Bahçedeki işaretlediğimiz ocaklardaki dallardaki
kozalakların hepsi sayılıp bir dala ortalama 5 kozalak düşüyor
ise o bahçede ilaçlama gereklidir. İlk ilaçlamadan 15 gün
sonra ikinci bir ilaçlama yapılırsa daha iyi sonuç
alınır.
İlaçlamaya kışı kozalaklarda geçiren nimflerin
buradan çıkıp zarar yapmak için yeni sürgün ve yaprak
koltuklarında oluşan tomurcuklara göç etmeye başladığı dönem
olan, yeni sürgünler üzerindeki, dipten itibaren 3. yaprağın
uçtaki yaprakçık gurubundan ayrılıp arkaya devrildiği
zamandır. Bu da nisan ayı ortalarına
rastlamaktadır.
İlaçlama atomizörle yapılacaksa 1 ocağa
1 lt su atacak şekilde, dal, sürgün ve yaprakların ilaçla
kaplanmasına dikkat edilmelidir.
Endosülfanlı ilaçların
kullanıldığı bahçelere 1 ay süreyle hayvan sokulmamalıdır.
İlaçlı mücadelede kullanılan ilaçlar ve dozları:
Etkili madde
Adı ve Oranı Formülasyonu Dozu
(preparat)
Dekara 100 lt suya
Endosülfan 360 g/l EC
300ml 150ml
Endosülfan %32,9 WP 300g 150g
Methidation
400g/l EC 150ml ---
Omethoate 500 g/l SL ---
150ml
FINDIK (YEŞİL) KOKARCASI
( Palamena
prasina )
TANIMI:
Hetoroptera Takımından
,Pentatomidae familyasından dolayısıyla sokucu emici ağız
yapısına sahip olan bir böcektir.
Erginleri 11-14 mm
boyunda üstten koyu yeşil alttan ise açık yeşil veya
kırmızımsı renkte iri ve kötü kokulu , geniş yapıda bir
böcektir. Antenler 5 parçalı olup 2. ve3. halkalar eşit
uzunluktadır. Erkeğin karın ucu çukur, dişininki ise
çentiklidir. Açık yeşil renkteki yumurtalar fıçı biçiminde
olup 1,3 mm yüksekliktedir. Yumurtaların üzerinde açılmadan
1-2 gün önce siyah ve üçgen biçiminde yumurta kırıcısı ile
embriyoya ait 2 kırmızı göz izi belirir. İlk iki nimf
döneminde baş ve göğüs siyah, karı yeşil renklidir. Son üç
dönemde ise tüm vücut yeşildir. Nimflerde antenler 4
halkadır.Ancak kışlayan erginlerin rengi kahverengimsi bir hal
alır.
BİYOLOJİSİ:
Polifak bir zararlı olup,
fındığın yanında kızıl ağaç, sebzelerde , tütünde ,dut, elma,
kiraz, böğürtlen ve fındık altındaki yabancı otlarda da
beslenir.
Ülkemizde hemen her yerde görüldüğü gibi
özellikle fındık yetiştirilen bölgelerde daha
yaygındır.
Böcek kışı ergin halde yaprak döküntüleri
arasında, bitki artıkları altında , duvar-çit v.s. gibi
yerlerde geçirir.
İlkbaharda mart sonları yada nisanda
sıcaklığın 15 Cº ve üzerinde kışlayan erginler konukçu
bitkilere geçer ve bitki öz suyu ile beslenmeye başlar. Kısa
bir sürede tamamlanan çıkıştan sonra çiftleşen erginler
yumurtalarını yaprağın alt yüzüne 14-28 ‘lik
guruplar halinde koyarlar. Yumurtalar 7-10 gün içinde
açılırlar ve çıkan 1. dönem nimfler yumurtalara yakın yerlerde
toplu olarak bitki öz suyunu emerek beslenirler. 1.dönem
nimflerinin gömleği değiştirip 2. dönem nimf olmasıyla otlar
üzerine geçerler ve sonra diğer bitkilere geçerler. 3. gömlek
değiştirdikten sonra tekrar fındığa geçerler 5 gömlek
değiştirdikten sonra ergin olurlar. Bu 5 nimf dönemi 2 ay
sürer.Temmuzda yeni erginler görülür ve hasata kadar meyveler
hasattan sonra da yapraklarla beslenerek kışa hazırlanırlar.
Karadeniz’ de yılda 1 nesil verirler.Sıcak yerlerde
nesil sayısı 2 ‘ye çıkabilir.
ZARAR ŞEKLİ:
Bu zararlının
meyvedeki zararı önemlidir. Ekonomik Zarar şeklini dört grupta
toplayabiliriz ;
--Meyveler nohut iriliğinde iken
böceğin emmesiyle bu meyveler zamanla esmerleşir ve dökülür.
Bu durumdaki meyvelere sarı karamuk denir.
--Şayet
meyveler normal büyüklüğüne ulaşıp emgi yapıldığında bu
meyveler kahverengine dönüşür ve dökülür, buna kara karamuk
denir. Her iki tür dökümden dolayı oluşan kayıp % 7-10
civarındadır
--Meyve iç doldurma döneminde iken böcek
meyveyi sokup emerse meyvelerin içlerinin emildiği bölgede
şekilsiz bir durum (urlu ) alır meyve normal şeklini kaybeder.
Böyle iç fındıklara urlu(şekilsiz) iç denilmektedir.
--Meyve iç tuttuktan sonra ve normal büyüklüğünü aldıktan
sonra da böcek emgi yaparsa emgi yerleri etrafında kahverengi
lekeler meydana gelir.
İtalya’da böyle emgi
zararlı iç fındıklara cimiciato denmektedir. Bunlar meyvede
miktar yönünden kayıp yapmayabilir fakat lekeler meyvelerin
kalitesini bu nedenle de pazar değerini düşürür.
MÜCADELESİ:
Trissolcus grandis ’un
fındık yeşil kokarcası (Palameno Prasina) nın yumurta
asalağıdır. Gypsonoma rotundatum L. Ve Aridelus sp. Ergin ve
nimflerin iç asalağıdır. Bu iki asalak kışlamış erginlerde
%10,9-39 oranında asalaklanmaya neden
olmaktadır.
Fındık kurdu için ilaçlı mücadele
yapılmışsa genellikle popülasyon kontrol altına alınır. Ancak
yoğun populasyon var ise, İlaçlı mücadele kışlamış erginlere
karşı yapılır.
Bunun için Nisan ayının ikinci
yarısında ,1 dekar için, 10 ocak sabah erken saatte
silkelenmeli ve en az 1 kışlamış ergin düşerse ilaçlama
yapılmalıdır.
İlaçlama gerektiğinde nimf
dönemlerine karşı Temmuz ayında da yapılabilir.
Ergin
ilaçlamasında dekara 8-10 lt su , nimf ilaçlamasında ise 50 lt
su atılmalıdır.
İlaçlı mücadelede kullanılan ilaçlar
ve dozları:
Etkili madde
Adı ve Oranı Formülasyonu
Dozu (preparat)
Dekara 100 lt suya
Methiocarb %2 TOZ 3
kg 150ml
Methiocarb %50 WP --- 150g
Carbosülfan 250g/l
EC 125 ml ---
Dioxacarb %50 WP --- 100ml
Dioxacarb %3
TOZ 3,5 kg
FINDIK FİLİZ GÜVESİ
(Gypsonoma
dealbana Fröhl. )
TANIMI VE
YAŞAYIŞI:
Ergin 4,5-5mm boyunda bir kelebektir. Ön
kanatlar sütlü kahverengi, olup beyazdır. Kanadın dip tarafı
gri-siyah çizgili, orta kısım sarı-kahverengi geniş bantlı dış
kenar koyu kahverengi çizgilidir. Arka kanatlar kahverengi ,
gridir.
Yumurta 0,5-0,7mm boyunda mat beyaz ve
basıktır. Larva açık sarı renkte baş ve ense siyah-
kahverenginde seyrek ve kısa kılla kaplıdır. Pupa kızıl
kahverengi ve 7-8 mm boyundadır.
Fındık bahçelerinde
ilk kelebekler mayıs ayı sonlarında görülmeye başlarlar.
Kelebeklerin çıkışı 50 gün devam eder. Kelebekler
yumurtalarını çıkışlarından 5-6 gün sonra ve genellikle
yaprakların üst yüzüne tek tek koyarlar. Çıkan larvalar
yaprağın alt yüzüne geçerek iki damarın birleştiği yerde 4-4,5
ay beslenir, bu sırada üzerleri ağ ve pisliklerle kaplanır.
Larva yaprağın üst epidermisine dokunmadığı için bu kısım
üçgen şeklinde bir zar görünümü kazanır. Sonbaharda fındığın
erkek organı olan püslere veya kozalak akarının oluturduğu
kozalaklara geçmeye başlarlar. Kışı burada geçirirler. Tüm
populasyonun %20-30’u ergin olana kadar kozalağı
terketmezler. Larvalar mart başlarından itibaren göz ve
sürgünlerin özüne girerek galeri açarlar ve mayıs sonlarına
doğru pupa dönemi başlar.
ZARAR ŞEKLİ , EKONOMİK
ÖNEMİ VE YAYILIŞI
Fındık filiz güvesi larvalarının ilk
zararı temmuzda yapraklatda görülür. Larvalar, yaprak alt
yüzünde orta damarla yan damarların birleştiği koltuklarda
beslenerek üçgen şeklindeki karekteristik kahverengi lekeler
meydana getirirler . bu lekeler larva ağ ve beslenme
artıklarından meydana gelir.yaprağın üst epidermisi daima
sağlam kalır. Larva orta damarda bir galeri açar ve
beslenmediği zaman orada saklanır.
Sonbaharda larvalar
püslere, göz diplerine ve kozalaklara geçerler. İki püsü
ağlarla birbirine birleştirerek aralarında koyu renk
pisliklerle karışık bir kabarıklık meydana getirirler.
Kemirilen püs gelişemediği için kıvrılır. Kozalaklar içindeki
larvaların galeri ve pislikleri de kolayca görülmektedir.
Gözlerin dip kısımlarında ise ördükleri kabarık ağ içerisinde
bulunurlar ve kışı burada da geçirirler.
Mart
ortalarında, kozalaklarla beslenenler dışındaki bütün
larvalar, sürgünlerin dış muhafaza yaprakları arasında
ördükleri kabarık ağ içinde bulunurlar. Henüz gelişmekte olan
sürgünler hücuma uğrayınca kururlar,fakat ağ ile dala
yapıştırılmış olduklarından düşmezler. Bu şekilde kurumuş
sürgüncükler filiz güvesinin tipik zarar şeklidir. Böyle göz
ve sürgünler koparılınca ortada larva giriş deliği görülür.
Sürgünler gelişince larvalar, sürgün özünden uca doğru galeri
açarak sürgün uçlarının kurumasına neden olurlar. Bir larva 5
ayrı sürgünü kurutabilir.
Tüm fındık üretim alanında
yaygın olan ve 2-3 yılda bir salgın yapan bu zararlı üründe
ortalama %30 azalmaya neden olur.
MÜCADELESİ:
Fındık filiz güvesinin larva
asalakları olan ve populasyona etkileri %15 civarındaki çok
sayıda doğal düşmanının en önemlileri Macrocentrus grandii,
Macrocentrusthoracicus, Apanteles sp.’ dir
Fındık filiz güvesi ile bulaşık olan bahçelerde bir ön
sayım yapılır, buna göre ilaçlı mücadeleye karar verilir. Bu
amaçla 1-10 dekar olan bahçeden 10 ocak, 10-30 dekar olan
bahçeden 20 ocak, 30 dekardan büyük olan bahçelerden 30 ocak
işaretlenir. Her işaretli ocaktan alt, orta ve üst kısımdan
olmak üzere 10’ar yaprak alınıp, kahverengi larva
beslenme arazı olanlar sayılır. Her 100 yaprağa en az 15 zarar
arazlı yaprak isabet ediyorsa ilaçlı mücadele
yapılmalıdır.
İlaçlı mücadeleye; hasattan sonra
yapraklarda orta damarla yan damarların meydana getirdiği
üçgen içinde larvanın beslenme arazları iyice belirlenince
başlanmalı. Larvanın yaprakları terk edip püslere geçmeye
başladığı, yaprak dökümüne başladığı döneme kadar ilaçlama işi
bitirilmelidir.
Mücadelede ilacın bütün yaprakları
kaplamasına dikkat edilmelidir. İlaçlama Atomizörle
yapılacaksa ocak başına en az 1 lt ilaçlı su atılmalıdır.
İlaçlı mücadelede kullanılan ilaçlar ve
dozları:
Etkili madde
Adı ve Oranı Formülasyonu Dozu
(preparat)
Dekara 100 lt suya
Diazinon 200g/l EC 300 ml
150ml
Azinphos methyl 200g/l EC 300 ml 150 ml
Malathion
200g/l EC 700 ml 350 ml
Fenthion500g/l EC 200 ml
100ml
Carbosulfan250g/l EC 100 ml ---
Triflumuron 250g/l
WP 60g 30g
FINDIKTA KAHVERENGİ
KOŞNİL
(Parthenobcanium corni Bouche )
Tanımı:
Ergini yarım küre (kubbe) şeklinde 3,5mm boyunda, 2mm
yüksekliğinde kahverenginin tonlarında bir zararlı
böcektir.
Yaşayışı: Mayıs sonu-Haziran başlarında
yumurtadan çıkan, açık sarı renkli larvalar beslenmek için
yaprakların üzerine dağılırlar. Ağustos ayı sonuna doğru 2.
dönem larva şekline geçerler ve 7 ay süreyle bu dönemde
kalırlar. Yapraklar dökülmeden önce yıllık sürgünlere geçerler
ve bu sürgünlerde kışlarlar. Mart ayında sürgünlere yapışık
olan dişiler kabarmaya başlar.
Nisan başlarında ise
dişi ve erkek erginler çıkar, dişilerin yumurtlaması nisan
sonunda başlar. Bir dişi 1.000 dolayında yumurta bırakır.
Yumurtaların kuluçka süresi 18 gündür.
Zarar
şekli: Larva ve erginleri yaprak ve sürgünlerde emgi yaparak
bitki öz suyunu emerler. Böylece bitkinin zayıflamasına ,
verimden düşmesine ve yoğun bulaşmalarda da sürgünlerde
kurumalar yaparak önemli zararlara sebep olurlar. Ayrıca bu
böcekler sürgün ve yapraklarda beslenirken oluşturduğu ballı
madde ile bitkinin yüzeyinde fumajin maddesi oluşarak
siyahımsı bir renk alır.,
Mücadelesi:Bu zararlı ile
bulaşık bahçe az ve sınırlı ise bulaşık sürgünler kesilerek
yakılmalıdır.
İlaçlı mücadelede ise, ilaçlamadan önce
bahçeden tesadüfen alınan10 ocaktan işaretlenen 3er bulaşık
sürgün yani toplam 30 sürgünün her birinde 5 canlı koşnil var
ise ilaçlı mücadele yapılmalıdır.
İlaçlama; hareketli
ve 1. dönem larvalarına karşı başarı sağlanmaktadır. Haziran
ayı sonlarına doğru (Yumurtadan çıkışın tamamlanmasına yakın)
ilaçlı mücadele yapılmalıdır.
Başarılı bir ilaçlama
için tüm yaprak ve sürgünlerin tamamen ilaçlanması gerekir.
Kahverengi koşnilin doğal düşmanı olan Vernticillum
Lecanii(Zimm) mantarını yok etmemek için koşnil olan
bahçelerde Kozalak akarı mücadelesinde KÜKÜRT
Kullanılmamalıdır.
İlaçlı mücadelede kullanılan
ilaçların isimleri ve dekara dozları
İlacın ticari adı
İlacın formülasyonu İlacın aktif madde Adı Dekara
dozu
Sevin,Agrovin,Korvin Sulandırılabilir Carbaryl 85 150
gr
Gusathion Sulandırılabilir Azinphos methyl 20 150
cc
Omethoate Sulandırılabilir Omethoate 50
150cc
SAYIN ÜRETİCİ;
Bir yıllık
emeğinizin karşılığını almak üzere olduğunuz bu günlerde
fındığınızı pazara daha kaliteli ulaştırabilmeniz dolayısıyla
ülkemiz fındığının hak ettiği değeri bulabilmesi, ihracatının
devamlılık göstermesi için;
Aşağıdaki hususlara dikkat
etmelisiniz.
1-Hasat mevsiminden en az 5-10 gün önce
fındık bahçelerindeki yabancı otları
temizlemelisiniz.
2-Bahçede bulunan ve farklı
zamanlarda hasat olgunluğuna gelen, farklı çeşitleri ayrı ayrı
hasat ediniz.
3-Hasatı, yerden ve fındıklar tam
olgunlaştıktan sonra yapınız. Çünkü olgunlaşmadan hasat edilen
fındıklar hem çabuk bozulacak hem de randımanı düşük
olacaktır.
4-Hasat olgunluğuna gelip kendiliğinden yere
dökülen fındıkları diğerlerinin de dökülmesini beklemeden
toplayınız.
5-Hasat ettiğiniz fındıkları jüt çuvallar
içerisinde, aynı gün harmana getiriniz, kesinlikle naylon
çuvallar içinde ve sıkışık bir vaziyette bahçede
bekletmeyiniz. Çünkü bunun sonucunda küflenme ve çürüme
başlar.
6-Harmana getirdiğiniz zuruflu fındıkları büyük
yığınlar ve kalın tabaka oluşturacak şekilde yığıp
bekletmeyiniz.
7-Zuruflu fındıkları toprakla temas
ettirmeyip, yağmurdan koruyunuz. Ancak kızışma olmaması için
de fındıkların üzerine örttüğünüz naylon örtüleri, yağmur
nedeniyle uzun süre havasız bırakmayınız.
8-Zuruflu
fındıkları; beton harmanlara 15-20 cm kalınlığında serip 4-5
saatte bir çevirerek, güneşte 1-2 gün soldurulduktan sonra
patoza veriniz.
9-Fındığı verdiğiniz patozun fındıkları
zurufundan tam olarak ayırmasına fakat fındık kabuğuna zarar
vermemesine dikkat ediniz.
10-Zurufundan ayrılmış dane
fındıkları; hafif meyilli ve temiz beton harmanda kurutunuz,
eğer harmanınız beton değilse fındığınızın toprakla temasını
önlemek için jüt tente veya bez kullanınız.
11-En fazla
5 cm kalınlıkta beton veya jüt tente üzerine sererek kurumaya
bıraktığımız dane fındıkları yağmurdan korumak için üzerine
örteceğiniz naylon örtüyü direkt fındığın üzerine değil, en az
30-40 cm yükseklikte yaptığınız çardağın üzerine
örtmelisiniz.
12-Tam olarak kuruttuğunuz kabuklu dane
fındıkların içindeki patozun kırdığı iç fındıklarla yabancı
maddeleri seçiniz, çünkü bu maddelerin dayanıklılık süresi az
olduğu için küflenecektir.
13-Kuruyan fındıkları iyice
soğuduktan sonra, sabah erken veya akşam geç saatte jüt
çuvallara doldurunuz. Naylon çuvallara fındık koyulduğunda
kızışma yapmakta, bunun sonucunda da küflenen fındıklarda
kanser yapıcı etkisi olan aflatoksin maddesi oluşmaktadır ki
bu madde hem fındığınızın kalitesini hem de insanların
sağlığını etkileyecektir.
14-Kuruyan kabuklu
fındığınızı hemen pazara götürmeyecekseniz temiz, rutubetsiz
ve havalandırma özelliğine sahip bir depoda muhafaza ediniz.
FINDIK VE AFLATOKSİN
Günlük yaşantımızda
sık görülen ve hemen her çeşit gıda maddesinde üreyebilen
küfler, son yıllarda üzerinde önemle durulan bir araştırma
konusu olmuştur.
Küfler, uygun koşullarda ham ve
işlenmiş materyalde çoğalarak bir yandan ürünün kalite ve
kantitesini değiştirip bozulmasına neden olmakta diğer yandan
da insan sağlığı için az veya çok zararlı toksik
maddeler(Mikotoksin) oluşturmaktadırlar.
Funguslar
(küfler) geniş bir grup olup bunları halkımız; mayalar, pas
hastalığına neden olan organizmalar, bitkilerde çürümelere
neden olan ve insan-hayvanlarda hastalık yapan etmenler olarak
bilirler. Ancak insanlarca gıda olarak tüketilen, yemeklik
mantarların da aynı gruptan olduğu pek
bilinmez.
Küflerin zararı sonucu her yıl tarımsal
ürünlerin büyük bir çoğunluğu kayba
uğramaktadırlar.
FINDIĞA KÜF BULAŞIM
NOKTALARI:
Fındıkta küf bulaşması yaygın olup,
gelişmeleri insan ve hayvan sağlığı için önemli bir risk
oluşturmaktadır.
Küf gelişimi bahçede başlamakta, hasat
ve yetersiz veya uygun olmayan kurutma koşulları nedeniyle
gelişebilmekte , depolama ve taşıma sırasında da bulaşma
miktarı büyüyebilmektedir.
Kabuklu fındıkta hasat ,
kurutma ve depolama süresince Penicillium , Aspergillus ve
Rhizopus cinsine ait türler bulunmuştur. Kabuklu fındıkta
A.flavus gelişmesi ağaçta başlamakta, hasat işlemleri boyunca
artmaktadır. Harman ve depolamada kabuğu çatlamış fındık
daneleri dışında da A.flavus ‘a
rastlanmıştır.
Yağışın fazla olduğu durumda küflerin
toplam sayısı artmaktadır. Bu nedenle özellikle yağışlı
havalarda fındıkların yağmurdan korunması fakat bunu yaparken
havasız kalmasına neden olmamalı ,yere düşmüş gerek zuruflu
gerekse zurufsuz fındıkların yerde fazla kalması
önlenmelidir.
Naturel ve kavrulmuş iç fındıklarda
A.flavus, A.niger, A.glaucus, Penicillum, Mucor, Fusarium
küfleri bulunmuştur.
KÜFLERİN FINDIKTA YAPTIĞI
BOZULMA BELİRTİLERİ:
Küfler gıdaların protein, yağ ve
karbonhidratlarını enzimatik faaliyetlerle parçalayarak
gıdanın dokusunu değiştirmekte, yağ içeriğinin
azalmasına,serbest yağ asiti miktarının artmasına,
proteinlerin parçalanmasına, amino asit bileşiminde değişime,
renk değişimine, kötü koku oluşmasına, tat değişimlerine ve
ağırlık kaybına yol açmaktadırlar. Küfler sağlam gıdanın içine
de girebildiklerinden bakterilerden daha fazla zarar
vermektedirler. Yüksek nem ve yüksek bağıl nemde depolanan
fındıklarda mikrobiyal kaynaklı invertaz enzimi, sukrozu
parçalayarak glukoz ve fruktoz oluşturmaktadır.